27 AĞUSTOS 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Hoş gördüm
Selam yumuşak yolun
Yumuşak kullarına
Hatır sorulsun
Gelen anılsın
Sahip olan bilinsin

Görgü; görüp de sevende
Vereni bilende olur
Bilenlerdeniz şükür
Yol bizim, yolcusuyuz
Gönlün kolcusuyuz
Yolunun gidişi
Hayıra varışıdır
Güzellik gördüm, nerde?
Yuva’nın havasında
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Ben, benden olanın
Kainattan ayrılığını görmedim
Senleyim, seninleyim diyenlere derim
Benim yaratılandan ayrım yok
Çöldeki kum misali
Sen, ben, cümle hep biriz
Taze ot yakılmaz
Kuru ot biçilmez
Kumun yolunu bulan
Düz yol deyip aramaz
Kaşık çorba için
Çorba yok ise, atar mısın?
Söz denir öz için
Söz yerini bulmazsa
Kaşık misali atma
Gün gelir lazım olur
Kulağında sözün özü kalır
Suyun akışını durdurmak
Mümkün değildir
Ne var ki,
Aktığı yeri düzenlersen
Çamuru giderirsin

Yolcunun yolu açık
Hancının yolcusu belli
Kasıt olmayan hata
Affını hazırlar
Kainat içinde
Yoldan çıkan
Yolu bulan
Hesaba sığmaz
Onun için ölçü verilmez
Sayıya konmaz
Allah’ıma havale edilen olayda
Yanlış hüküm verilmez
Dünyanın hali
Her kulun falı
Bir tek sözedir
Sözüm de Allah’adır
Allah’ım dediğin yerde
Kuyuya düşsen
Merdiven bulursun
Onun için niye
Öyle mi? Böyle mi? diye sorulur?
Tek hüküm verici Allah’ımdır
Dayandığın anda
Selameti bulursun
Daha önce dedim
Aşa biber katarsan lezzetli olur
Yaşamayı bilen
Dünyanın tadı diyen
Olayları da
Allah’ımdan demeli
Neticeyi hayır ile beklemeli
Müsterih olunsun
Olay ne kadar düğümlü gibi gelse de
Çözülmemesi mümkün değildir
Gülün dikildiği yerde
Başka çiçeğe yer yok diyen yanılır
Elbette dikilir
Her çiçek güzelliğini gösterir
Ne var ki gül
Hepsinin üstünde kalır
Çiçeklerin demeti
Verenindir hikmeti

Biri güzel,
Ondan öbürü daha güzel
Geçmedim, geçemedim
Çirkin diyeni affedemedim
At yediği otu güzel görür
Kul niye verilene kusur bulur?
Yanımızda olmakla değil
Gönülle karışmalı
Mide kusursuz değirmen
Verdiğini öğütür
Kul yanılır, ne vereceğini şaşırır
Beyin, hatasız hesap makinesi
Kul yersiz hesap yapar
Komşunun hesabına bakar
Dedikodu, yanlış hüküm
Yer yerindir, kul sahibinin
Yerden gelen senindir
Senin olan canındır
Canın Canan’ındır
Can’dan gelenle
Canı bulan bir olsun
Her yol, deryayı bulsun
Geçit vermesin hata
Aymayı bilen atâ
Ayılanın gönlü elbet büyük olur

Asmayı budayana bağcı denir
Şarabı sunana saki
Şarabı nerede ararsın?
Meyhanede
Meyhane; Meydan arayan kulun hanı
Yola çıkanın durağı
Hak arayan
Kul kapısı çalmasın
Hakkım sende demesin
Allah’ımdan dilesin
Adaletine sığınsın



Hz.OMAR der ki;
Adaleti, ne kuldan ne koldan arama
Kul da vasıtadır
Kati olan her olay
Yerini doldurur
Kati olan her olay dedim
Kul için yanlış gibi görünse de
Allah’ımın adaleti tecelli etmiştir
Olay yerine oturmuştur

Kum yerde, bulut göktedir
Kum rüzgarla uçsa da
Bulut yere düşse de
Yine kati olay yerini bulur
Kum yerine oturur
Aradaki fark
Rüzgarın ettiği oyundur

Kuğuyu gölde görürsün
Duru suyun süsüdür
Yol bilmeyen kul da
Duru suyun süsü gibidir
Kendini ne kadar kudretli bilse de
Yaptığı sadece süzülmedir
Arıyı alsak ele
Bülbülü versek güle
Bülbül kendi aşkına yanar
Arı cümle için döner
MEVLÂNA misali.
Neyin yumuşak olduğu bilinse
Yol öylece yürünse
Sevginin derim
Seven şaşmaz
Seven düşmez
Tutanı, yol göstereni olur çünkü
Seven sevilir
Sevildikçe anılır
YM görülür
Düşünceyi söyledim
Allah’ıma havale edilsin dedim
Almayı dileyen
Yumuşak yol görendir

Merdiven çıkma ile biter, düze varılır
Kul düşmeyim derse
Desteğe sarılır
Destek nedir? Allah'ımdır
Her olay O'ndan dilenir
Vereceği beklenir
Verdiği hayır bilinir
Niyetine uymasa bile

Denize girişin
Sıcağa isyan edişindir
Sobayı yakışın
Soğuğa isyan edişindir
Sıcağı soğuğu kabullendin
Allah’ımdandır dedin
Niye olayları söz edersin?
Onu da Allah’ımdan bilsene

Kul, dileğine uymayan olayı
Dert der; ya kulu suçlar
Yahut kendine dert eder
Olacak, ne yapsan olur
Önüne duvar çeksen yıkılır
Onun için her olay
Tevekkülle karşılanmalı
Allah’ımdandır demeli
Geceye, güne kendini uyduran
Olaya da tabi olmalı
Heybetini gördüğün dağda yaprak
Yerdekine uymaz
Geminin gidişi kula gelmez mi?
Kaldığımız yerde hancı bildik
Handa olana yolunu verdik
Gemiye niçin binilir?
Denizde kalmak için değil
Gemi limana varacaktır, fırtına da olsa
Gemi yola çıkmışsa
İzin Allah'ımdan dersin
Olayı kula yüklersin
Olayı da niye
Allah’ımın verişine bağlamazsın?
En küçük olayı dahi
O’na bağla ki çözümünü bulasın
Hancı gibi hep aynı yerde kalmayasın
Hancı hanını kurar
Hep aynı yerdedir
Kullar gelir gider
Hancı bekler
Ne var ki,
Hancı da vazifeli olduğunu bilmez
Giden yolcuya hizmetten geri durmaz
Hancı, Allah’ıma giden yolun hancısı
Yerini tayin ettiren kuldur
Kendini bildiren
Yolunu bilip de bilerek giden
Kula hizmet eden mürşit
Yol gösterendir
Hancı yol göstermez
Ona giden, yolunu bilerek gider
Yol yumuşak ise
Yürüyüş güzel gelir
Ne var ki,
Yumuşak yol yapmak için
Taşını temizlemek gerekir
Geçit vermez denmesin
Kul, dilediği
Allah’ımdan istediği anda
Geçitler düz gelir
Yolun düzü haz verir
Hoyrat elden
Ham dilden
Allah’ım cümlenizi korusun
Cümleniz Allah’ıma emanet olsun


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah