|
MEVLÂNA’yım ben!
Kuzularım oldunuz
Kandilimizi bildiniz
Allah’ım adına geldiniz
Nerden
geldim bildiniz mi?
(NASREDDİN HOCA’nın yanından) Evet
Allah'’ım adına hep
bir olduk
Balık yumurtası misali
Gelenler ananlar
Allah aşkımıza
uyanlar
Kandili gönüllerinde duyanlar
Geldiğimiz yer
Kum ile deryanın kucaklaştığı
Kumda olanın
Deryaya dalayım
diye
Aşka düştüğü yerde
Yani Allah diye
Aşk ile ananlar ile kucaklaştık
Allah’ımın nasibi çok boldur
Nereden geleceği bilinmez
Allah’ım
ibadet etmeyene dahi
Sevap kapısı açar ki
İbadetin noksanını örter
İşte
Allah’ımın büyüklüğünün iki küçük ispatı
Almakla bitmez
Vermekle tükenmez
Andığın senden uzak kalmaz
Kor olsa, ateş gönülde küllenmez
Müsterih
olasınız
Körük olandan ateşi sor
Allah’ım ateşini yakmaz
Ateşin senin
malın
Ateşini yakan Ulundur
Ulunu bulduran yolundur
Yolunu bulduran
gönlündür
Gönlünü yoluna bağlayan aşkındır
Hepsi zincir olur
Aynı daire
içinde döner durur
Allah’ım cümlenizden razı olsun
Aşk gönülde
Sohbet
dilde olur
O yoldan gelen
Uygun olmayana söz düşürmez
Allah’ımın hoş
gördüğüne
Bize söz düşmez
Allah’ımın kullarının ölçüleri hepsi bir olmaz
Allah’ım kuluna sevap kapısı açar
Ne var ki o kul o kapıdan geçerse.
Rahip
olan dört duvara giren
Dünyayı gözünden silen
Allah’ımın Ulu kulları
mıdır?
Kumun olduğu yerde
Yağmur da yağar
Rüzgar da eser
Kumu yerinden
alır
Başka yöne verir
Gittiği yönde kum lüzumsuz mudur?
Elbet değil
Allah’ım verdiğini elbet sebep ile verir
Verilen, boşluğu doldurandır
Bir
yerde olan boşluk
Başka yerde olan artışla dengelenir
Güzellik aşkına vesile değil
Aşkın güzelliğe vesiledir
Güzel olduğu
için aşık olunmaz
Aşık olduğu için güzel görülür
O demektir;
Her şeyi
güzel gösterir
Çirkin midir? demeyin
Elbet çok güzeldir
Ne var ki,
Gözü
örtülü, gönlü kapalı olan
Nerede neyi görsün?
Kumu verdim söz ile
Kum;
Allah’ıma götüren
Cümleyi bir olduran yoldur
Dedim ya;
Kum ile derya bir
araya gelir
Deryayı özleyenler
Sahilinde bekler
Müstesna kullar
Deryada
gemi kaptanı misali
Dileyen kulları
Deryaya dalmadan
Üzerinde
dolaştırandır
(Bir can ekler GARİB misali)
Evet. Dediğiniz gibi
|
Yuva’da
ocağımız yanar
Kazanın en büyüğü kaynar
Dileyen dilemeyen
Cümle kullar
nasip alır
Tadını alıp tekrar diyenler
Sözün uzununa değil
Özüne bakın
Allah’ım yolunu arayana
Rehber gönderir
Gönderilen rehber
Ulu da
olur, kulu da olur
Kolu da olur GARİB gibi
Okumak kuldan
Yürümek Uludan
Almak koldan
Dilediğini alasın
Seçmek sendedir
Vereceğinin seçimini
Allah’ımdan dilersen
En güzelini verir
Kendini aramaya koyarsan
Önce
kuldan alırsın
Yuvamız, cümlenizin sohbet yuvası
Mehtabı seyretmezsin
diye
Ay gücenir gider mi?
Olmasını dilediğin
Allah’ım duyursun dediğin
Elbet günü gelende duyurulur
Nasibini Allah’ım
Tepsi ile önüne getirir
Maviyi denize verdiği
Kulunun gözüne
Hoş gösterdiğidir
Denizin rengi var
mı?
Göğün rengi var mı?
Demek olan göze görünendir
Bal veren, arı mı, çiçek
mi?
Allah'ım çiçeğe
Çiçek arıya, arı kula
Veremedim diye üzüntü
etmeyin
Allah’ımın vermeyi
Zorluğa vurmadığı bilinir
Cümleye
esirgemediğin bolluğa
Esirgediğin darlığa getirir
Bardakla verdiğinin
yerine
Desti ile gelir
Eksilir demezsen.
Vergisi görgüsüne denk olan
kul
Dolgusunu bulur
Günün yemeği
Kumun yoluna denk olsa
Kul her gün
sevdiğini yerdi
Halbuki her günün yemeği ayrı olur
Kula ayrı gıda verir
Günün sohbeti de öyle oldu
Geçen günlerin özeti dile verildi
Kundak misali
Bir ucu içe kıvrıldı
Bohça misali demedim
Bohçanın dört ucu bağlanır
Hem
de ne olur?
Sandığa konur
Kundak elde gezer
Büyüdükçe kul meydana çıkar
Bir kundak gelişende
Elden yere inende
Ele yenisi gelir
Kundaktaki bebek
Ruh taşımaz mı?
Ruhta ölüm var mı?
Öyle ise;
Sohbetimize de ölüm yok
Sohbet büyür, gelişir
Mana kazanır
Her konu kundaktır
Hoşnut olduk sizlerden
İzin geldi Yüce’den
Sohbet burada kalsın
Cümlemiz, aynı deryanın sahilindeyiz.
ALLAH’a ısmarladık dedik cümlemiz
Cümlenizin gönül yolları
Aynı deryada kavuşsun. Amin
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|