|
MEVLÂNA’yım ben!
Yediğiniz sizin olsun
Dediğimiz bizden gelsin
Cümlenize selam
Yerimiz,
gönlünüz
Sorumuz, niyazınız
Alsaydım,
Yumağa bağlasaydım dediğin an
Vereni unuttuğun andır
Göğün altını diyen
Kainatı çerçeveye vurandır
Göğün ne altı, ne de üstü
vardır
Gerçek olan, yerine oturandır
Kulun benden dediği
Yerini
bilmediğidir
Yerini bilen, olana uyandır
Kafesi hazırlayan
Kuşu
bekleyendir
Daha önce dedim
Kafes, kulun ameli
Kuş, emeli
Nerden gelsek, neyi desek
Kulun dediğine uymaz
Gönüllerin yolunu
Kainatın kulunu
Uyan dediği gecedir
Kulunu uyandıran
Kur’an-ı Kerim’e
Nokta konduğu gecedir
Güzellik, her kulun uyuşunda
Gününü duyuşundadır
Her kulun gönlü
Müstesna günlerde
Hamur misali yoğurulmaya yatkındır
Duası
da kabul olunur
Dünya yükünden sıyrılıp
Kendini duyanlara
Gidene duacı
olanlara
Açık yol görünür
Onun için
Öyle günde gidene ne mutlu denir
Ne
var ki kulun mübarek olması
Güne bağlı değildir
Solan yaprak
Günü gelende
dökülür
Ağaçtan kasıt değildir
Ağaç her yaprağına
Aynı ölçüde verir
Yaprağın günü gelende
Döküldüğü görülür
Yuyanın elinden alan
Yemeniyi ayağa geçiren
Dağa değil bağa gider
Dağa varmak için
Ayağa çizme çeker
Yemeni yetersiz ise
Neden giyersin?
Yoncayı yerde
Çamı yukarda görürsün
Açalım;
Bağ, Yüce'nin Meydanı
Dağ,
varanın gideni
Dağa gidenin
Güce ihtiyacı olur
Yumağı Yüce’ye bağlayan
Bağdan geçtim
Dağına düştüm diyendir
Bağ, mürşit ile bulunur
Dağ,
kulun kendi ameli neticesi
Emelini bulur
Sonun yeri yok
Son dendiğinde
Hataya düşüldüğü görülür
Dünyayı
yerinden alan mı var?
Kainata çivi koyan mı var?
Değişen, kulun dünya
gafletidir
Dünyada çok mal isteyen
Çok oyuncağım olsun
Diyen çocuğa
benzer
Kement yapsan
Mülkünü yanına alsan
Gelişte gerekmez
Cep de olsa
seninle de gelse
Burada yayıntı diye atılır
Aştığın geçitten ardına bakma
Gelen kim? deme
Yerimin geldiği
Sebebin sorulduğu düzende
Sözümüz yetersiz denmesin
Verilen, kuluna mal
edilmesin
GARİB’den gelir diyene derim
|
Saman yetersiz gibi gelse de
Suyun altına düşmez
Suyun altına giden nedir? Ağır olan.
Ağır olan dibe
çökendir
Olduğu yerde kalandır
Saman kendini suya bırakır
Verilen
yakıştırılmayan
Saman misali uydurana derim
Değersiz bulunur
Kendi
görgüsü ile ölçü vurulur
Öyle diyen, altın da olsa dibe çökendir
Olduğu
yerde kalandır
Saman yukarıdan bakandır
Ağır olan aşağıdan bakandır.
Gaflet.
Kulun elinden gelen ne kadardır?
Elinle alırsın, öteye koyarsın
Yine dibe çöker
Allah’ımdan dileyin
Karlar erisin
Sular hızlansın
Ağırlıkları sürüklesin
Dileğine çerçeve vermen yersiz
Yalın dilinle niyaz
et
Suyun aktığı yerde yol açılır
Üzüntün yersiz
Gönülsüz olan yok
Ne
var ki,
Güvendiği ağaç değil, kurumuş
Okuyan, sebepsiz olanın sualini etmez
Masal okursan
Nedendir? diye sual eder misin?
Günün uygununa gideriz
derler
Gidişte esasa uymazlar
Yapraktan söz ederler
Yaptıranı bilmezler
Olmadan oldurmaz
Kul yolunu bulduramaz
Sohbetin yerini
Yemeniye
bağlayalım
Gelenin müjdesini verelim
Olan, yazılandır
Yazılan, hayırdır
Aydın günü gelenden beri bilmiş
Her güne sebep sormadan uymuş
Gününü
gücünce değerlendirmiş
Geçeni çalışarak
Olanı arayarak bulur
Oyunu
yerinde kullanmış
Kendine dünya üzerinde verdiği mekan
Aldığı zaman,
uyduğu görülür
Sahibi olanın yerini
Zulüm ile değil
Sohbet ile alır
Gününde uyduğu
Huzuru bulduğu
Bilmeyi değil
Sevmeyi yerine koyduğu
görülür
Sunduğum, suyun yerindendir
Verdiğim, gönüle derindendir
Olduğu
gibi
Gönülde bulduğu gibi
Her olayı kendi gönül ölçüsüne göre
değerlendirir,
Kullara ölçü vurarak değil
Yaprak nerde olsa
Ağacına bağlıdır
Yeterince verilen
Dilenince
gelene şifâyab olan
Ne yol ile dilerse yerini bulur
Bulanın ölçüsü ile
sevilir
Saz ile sözü biliriz
Ayırana uyarız
Gününüz hayıra bağlansın
Yemeniyi bağda giysen yeridir
Dağdan söz ettim
Ulaşılmayacak gibi
görmem dedim
Ne var ki aşka düşersen
Giderim dersin
Allah’ıma
sığınırsan
Elbet çıkarsın
Çileyi, yolun başında değil
Gidişte görürsün
Yeter dediğin an
Geriye dönersin
Gayrete gönül bağladığın an
Varışa
uyarsın. Olay budur
Mor rengi verdim
Aşkın hududu dedim...
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|