13 KASIM 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Yediğiniz sizin olsun
Dediğimiz bizden gelsin
Cümlenize selam
Yerimiz, gönlünüz
Sorumuz, niyazınız

Alsaydım,
Yumağa bağlasaydım dediğin an
Vereni unuttuğun andır
Göğün altını diyen
Kainatı çerçeveye vurandır
Göğün ne altı, ne de üstü vardır
Gerçek olan, yerine oturandır
Kulun benden dediği
Yerini bilmediğidir
Yerini bilen, olana uyandır
Kafesi hazırlayan
Kuşu bekleyendir
Daha önce dedim
Kafes, kulun ameli
Kuş, emeli

Nerden gelsek, neyi desek
Kulun dediğine uymaz
Gönüllerin yolunu
Kainatın kulunu
Uyan dediği gecedir
Kulunu uyandıran Kur’an-ı Kerim’e
Nokta konduğu gecedir
Güzellik, her kulun uyuşunda
Gününü duyuşundadır
Her kulun gönlü
Müstesna günlerde
Hamur misali yoğurulmaya yatkındır
Duası da kabul olunur
Dünya yükünden sıyrılıp
Kendini duyanlara
Gidene duacı olanlara
Açık yol görünür
Onun için
Öyle günde gidene ne mutlu denir
Ne var ki kulun mübarek olması
Güne bağlı değildir
Solan yaprak
Günü gelende dökülür
Ağaçtan kasıt değildir
Ağaç her yaprağına
Aynı ölçüde verir
Yaprağın günü gelende
Döküldüğü görülür

Yuyanın elinden alan
Yemeniyi ayağa geçiren
Dağa değil bağa gider
Dağa varmak için
Ayağa çizme çeker
Yemeni yetersiz ise
Neden giyersin?
Yoncayı yerde
Çamı yukarda görürsün
Açalım;
Bağ, Yüce'nin Meydanı
Dağ, varanın gideni
Dağa gidenin
Güce ihtiyacı olur
Yumağı Yüce’ye bağlayan
Bağdan geçtim
Dağına düştüm diyendir
Bağ, mürşit ile bulunur
Dağ, kulun kendi ameli neticesi
Emelini bulur

Sonun yeri yok
Son dendiğinde
Hataya düşüldüğü görülür
Dünyayı yerinden alan mı var?
Kainata çivi koyan mı var?
Değişen, kulun dünya gafletidir
Dünyada çok mal isteyen
Çok oyuncağım olsun
Diyen çocuğa benzer
Kement yapsan
Mülkünü yanına alsan
Gelişte gerekmez
Cep de olsa seninle de gelse
Burada yayıntı diye atılır

Aştığın geçitten ardına bakma
Gelen kim? deme
Yerimin geldiği
Sebebin sorulduğu düzende
Sözümüz yetersiz denmesin
Verilen, kuluna mal edilmesin
GARİB’den gelir diyene derim



Saman yetersiz gibi gelse de
Suyun altına düşmez
Suyun altına giden nedir? Ağır olan.
Ağır olan dibe çökendir
Olduğu yerde kalandır
Saman kendini suya bırakır
Verilen yakıştırılmayan
Saman misali uydurana derim
Değersiz bulunur
Kendi görgüsü ile ölçü vurulur
Öyle diyen, altın da olsa dibe çökendir
Olduğu yerde kalandır
Saman yukarıdan bakandır
Ağır olan aşağıdan bakandır. Gaflet.
Kulun elinden gelen ne kadardır?
Elinle alırsın, öteye koyarsın
Yine dibe çöker
Allah’ımdan dileyin
Karlar erisin
Sular hızlansın
Ağırlıkları sürüklesin

Dileğine çerçeve vermen yersiz
Yalın dilinle niyaz et
Suyun aktığı yerde yol açılır
Üzüntün yersiz
Gönülsüz olan yok
Ne var ki,
Güvendiği ağaç değil, kurumuş
Okuyan, sebepsiz olanın sualini etmez
Masal okursan
Nedendir? diye sual eder misin?
Günün uygununa gideriz derler
Gidişte esasa uymazlar
Yapraktan söz ederler
Yaptıranı bilmezler
Olmadan oldurmaz
Kul yolunu bulduramaz
Sohbetin yerini
Yemeniye bağlayalım
Gelenin müjdesini verelim
Olan, yazılandır
Yazılan, hayırdır
Aydın günü gelenden beri bilmiş
Her güne sebep sormadan uymuş
Gününü gücünce değerlendirmiş
Geçeni çalışarak
Olanı arayarak bulur
Oyunu yerinde kullanmış
Kendine dünya üzerinde verdiği mekan
Aldığı zaman, uyduğu görülür
Sahibi olanın yerini
Zulüm ile değil
Sohbet ile alır
Gününde uyduğu
Huzuru bulduğu
Bilmeyi değil
Sevmeyi yerine koyduğu görülür
Sunduğum, suyun yerindendir
Verdiğim, gönüle derindendir
Olduğu gibi
Gönülde bulduğu gibi
Her olayı kendi gönül ölçüsüne göre değerlendirir,
Kullara ölçü vurarak değil

Yaprak nerde olsa
Ağacına bağlıdır
Yeterince verilen
Dilenince gelene şifâyab olan
Ne yol ile dilerse yerini bulur
Bulanın ölçüsü ile sevilir

Saz ile sözü biliriz
Ayırana uyarız
Gününüz hayıra bağlansın
Yemeniyi bağda giysen yeridir
Dağdan söz ettim
Ulaşılmayacak gibi görmem dedim
Ne var ki aşka düşersen
Giderim dersin
Allah’ıma sığınırsan
Elbet çıkarsın
Çileyi, yolun başında değil
Gidişte görürsün
Yeter dediğin an
Geriye dönersin
Gayrete gönül bağladığın an
Varışa uyarsın. Olay budur

Mor rengi verdim
Aşkın hududu dedim...

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah