|
MEVLÂNA’yım ben!
Günümüz güzelliğin yoludur
Yolumuz suyun akışıdır
Sıkana uyarız, bakana
değil
Sökenden kaçarız. Evet, ağacı.
Olumun verdiğine uyanın
yardımcısıyız
Kaderi yazanı bilenin yoldaşıyız
Sohbeti O'nun adına
dileyenin haldaşıyız
Gök kime ne verir? dersiniz
Verimi olmayanın
Kainatta yeri mi olur?
Ne yaratılan boş, ne verilen
Oymayı ele alan
Aynayı yüze veren
Kendinde
arasın
Olayı tarasın
Tarağı vurduğun yerde
Yumuşak zemin görürsün
Tarlayı sürmeden
Ekine başlamazsın
Ekim serpmeden
Verimini beklemezsin
Ekime verdiğin emeği
Söküme vermezsin
Yemeni yerde
Dumanı gökte olsun
Gökte olan sana gelmez
Güneşin verdiği
Her kulu sardığı malumunuzdur
Yumurtayı ele alsan
Yumuşak versin dersin
Yumuşak olan yerde
Kırılmasından korkmazsın
Yumurta nedir? dendi
Gönüldür deyim, yerine koyayım
Aya mı gidelim?
Dünyada mı kalalım? diyene de ki;
Nasip olan yerde
kalırsın
Cebini ne ile doldurursan
Büyüklüğünü ona göre yaparsın
Gezmeyi düşünen
Kendine pabuç alandır
Oğulun yerinir mi?
Gayesiz
gezinir mi?
Soluğu sorulur mu?
Denmediği gibi olsun
Ademoğlu dedim.
Kanda olanda
Zan ile gidende
Suyun akışına
Yüzünü dönende
Denecek ne
kalır?
Allah’ıma duacı olunur
Sohbete taş atandan soran
Yolsuz kalır,
yolları çok gözetir
Gününün dönüşü olsun, Amin.
Duamız yerini bulsun, Amin.
Unutulmaya gönül koysun
Yani öyle dönüş yapsın ki
Hatırlanması lüzumsuz
kalsın
Kendisi yolunu çevirsin
Yuvasına unuttursun
Kulunun ölçüsü
Allah’ımda
Gitmekten maksat
Yorumdan uzak kalmak
Kalıp nedir? Beden.
Ruh nedir? Nurdan
Güzel nedir? Nurunu bilenden
O'nun nurundan olduğunu bilen
Nuruna leke düşürmemeye çalışır
Aslında
nur leke almaz
Nur ile ruh arasına perde koyar
Ruh nurdan dedin
Arasına
perde koydun derseniz
Ruh, varlıktır;
Varlığı, nuru ile besler
Adımını
büyük atan
Gideceği yere çabuk varandır
Dumana yer veren
Kendinde olanı
görmeyendir
Yuvaya niye pencere yapılır
Işık gelsin diye elbet
Pencere
kapalı olunca
Ne ışık, ne hava
Yuvada ne olur?
Hem karanlık
Hem
havasızlık
Kulun yaşantısı bozulur
Ruhun da beslenmesi
Allah’ımın
nurundandır
Gönül penceremizi
açalım ki, beslenelim
HAZRETİ OSMAN der ki;
Nurundan aldığımdan
Günüm bildiğimden
Kalede gözüm olmaz
Kimseye sözüm
varmaz
OSMAN’ın kalesine
Yerinmek denmez
Gönlüne olgunluk alandan
Dünya
mülkü sorulmaz
Kaleye bayrak asanın
Gözünde geniş yaylalar olur
Açık
olanın tefsire meyli olmaz
Dünya malına göz koyan
Kaleye bayrak dikendir
Kaleden bakarsan ne görürsün?
Elbet ‘Hepsi benim’ dersin
Halbuki senin
olabilen
Sadece aşkındır
Ona sahip olamadı isen
Kulluğundan yerinmen
gerek
Yerinmekten maksat
Allah’ımın verişini şikayet değil
Kendi
alamayışına
Hayıflanmak gerek
|
Zembile koyduğun
Alabildiğin kadardır
Zengine yedirdiğin
Gülebildiği kadardır
Fakirin zengine verdiği onu
güldürür
Güldükçe gaflete düşürür
Eğer fakir ona verebildi ise
Candan
vermiştir
Verdiğini nasibinden kesmiştir
Ona güldüğün
Nuruna perde çektiğindir
Ahiretin yolu
Yolunu bilenle bulunur
Dünyayı sevenle değil
Yolunu
bilmeyen çok yürür
Ne var ki yolunu uzatır
Karışık yoldan gider
Eğer
mürşit ona manadan gelmiş ise
Yudum yudum verir
Yanlış yoluna gitmeden
çevirir
Çünkü olacağı bilir
Mürşit, yolu bilmeyenlere öğretendir
Senin
öğreneceğin var mı?
Var dersen, sor
Manadan gelenin
Verişine uydum
dedin ya
Mürşide soracağın var mı?
Öyle ise aramaya hacet yok
Sondan iyisini verenin kuluyum
Son nedir? Kıyamet günü
O gün ALLAH’ım
Kulları ile kavuşur
Nasıl? dersiniz
Bedenden sıyrılmış
Mantıktan
ayrılmış
O'nun NURU ile yoğurulmuş
Kullarını yerine verir
Beden ayırır
mı? dersiniz
Allah’ım elbet ayırmaz
Ne var ki kul kafesten kurtulamaz
Tam benliğini bulamaz
Onun için, anda perde olur
Tam kavuşma
Kafesten uzak kalma iledir
Olumun verdiğine uydun
Hayıra kendini çevirdin
Zulüm ile değil
Sabır
ile imtihanını verdin
Aşkı ile doldun
Dolu gönül
Dünya tamahına yer
bulmaz
Çünkü gönülde
Aşktan yer kalmaz
Kalanın seveniyiz
Yolunu
bileniyiz
Duacı olanıyız
Yerini aşktan besleyen
Oynadığı koluna, yoluna
zarar vermez
Yemediği aşa kul kötü demez
Dumanını kulun yüzüne üfürmez
Sepet örelim
Dileyene verelim
Yediğin senin olsun
Sevdiğim benim
Oymayı yumuşak tahtada kullanın
Aşın önüne çorba koymazsan
Mideye sıkı
yemek girer
Geçici olanın çaresi bulunur
Göçücü olanın nefesi tükenir
Ne
demek? derseniz
Ayağını adım ile atarsan
Yavaş gidersin
Koşmaya
çalışırsan düşebilirsin
Onun için tutunacak yer ara ki
düşmeyesin.
Tutunacak yer neresidir? dersen, imanın.
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
(Resim verilir: ABDÜLKADIR GEYLANI Hazretleri)
Yerden gökten sudan alan
Gönül ile kainatı saran
ABDÜLKADIR GEYLANI
Hazretleri
Tarla kuşu ekinin dişinde
Günün konusu
Kuşun yapısına uygun
Yükünü yerde bulan
Mülkünü toprağa bağlayan
Gücünce çalışıp
Allah’ım diyen
Yolda kalmaz
Nasibin olan
Senden gitmez
Sebepsiz kuş
uçmaz
Tarlayı seçmez
Övmek değil, sevmek gerek
Mürşit için dedim
Her sorana de ki;
Allah’ım dediğin yerde
Gücünden söz etme
Olanın gücün lie geldiğini
sanma
Hangi yolu seçeyim? deme
Seçtiğin yol senindir
Geçtiğin yol
rüyada olur
Ne ileri ne geri götürür
Hangisini seçeyim? diyene dedim
Allah’ıma havale edilenin
Doğruyu buldurduğu görülür
Güzellik, olana uyulandadır
|