26 KASIM 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Aymayı bilenlerle
Sohbeti alanlara
Selam derim
Sözü merdivene getiririm
Söyleyiş, alışa denktir
Meydanı aşanla
Merdiven başına gelen
Yolunu yürüyendir
Merdiven başına geldik
Meydana nazar ettik
Ne yolda taş kalmış
Ne kula baş eğmiş
Allah’ım dedik geldik
Merdiveni bulduk
Ne var ki,
Buluşu kendimiz bilelim
Biz bulduk demeyelim
Buluşumuza sevinmeyelim
Verişim, yolunu görüşümdür
Aşık olan yanar
Serinlesem der
Serinletmek için dedim
Gönüllere nur serptim
Alacağınız müjde budur
Allah’ım cümlenizden razı olsun

Dendiği gibi olsa
Yol söz ile dursa
Allah'ım kuluna dil vermezdi
Denir ki;
Sözünü sert diyenin yolu yoktur
Sert olan;
Yolunda kırıla döküle yumuşar
Kum misali yol alır
YAHYA Hazretleri der ki;
Rüyayı gören de
Yorumunu veren de
Allah’ımın kulu
Ne var ki,
İkisinin bağlanır yolu
Belli olur hali
Yeğdir her kula nasip
Kale burcuna varmak
Cümleyi oradan görmek
Ne var ki,
Merdiven çıkmaya
Layık olmak gerek
Dünyanın zehrini de aldık
Şerbetini de içtik
Ne zehrinden kahrolduk
Ne şerbetinden kalb olduk
Ne aldı isek gönülden aldık
Zehri de şerbeti de
Gelenlere bıraktık

Yol niye yürünür?
Sona varayım diye
Dağ niye çıkılır?
Etrafa nazar edelim diye
Denize niye girilir?
Her kul ne niyet ile girerse
Ameline göre alır
Kimi serinler
Kimi şifasını alır
Kimi paklanır
Kimi haklanır
Hak nedir?
Haklanmış sözü aslında
Allah’ını kendinde bulmuş olanadır
Aslında ölüm yoktur
Kul vardır sözünü eder
Kum çölde, su gölde der
Sudan geçer gider
Kul vardır çölü yol diye
Gölü hal diye arar
Halini göle verir
Gölde suyunu arayan
Çölde ağaç dikeyim diyen
Zahmeti boşa harcayandır

Gümüş niye aranır?
Dünyayı alayım desen
Gümüş zaten dünyanın
Her kul ‘Dünya benim’ dese, hakkıdır
Tek başına dağa var
Allah’ım dünyanın sahibiyim, de
Kendini öyle görürsün
Dünya senin için yaratılmadı mı?
Elbet senin.
Her kulun anda bulduğu nokta onundur
 



Fakir olan, dünyadan mülk almaya çalışandır
Hakir olan, her kuldan kendini üstün görendir
Dünya senin iken
Ondan bir parça almak fakirlik
Nur ile yaratılmış iken
Onu nefis ile harcamak hakirliktir
Gününde yarınını düşünmek, hasislik

Kuşak niye bağlanır?
Düğüm niye yapılır?
Düğme niye dikilir?
Her olayın sırrı vardır
Dünya kula açık gibi gelse de
Sadece görüntüsü açıktır, oluşu sırdır
Dünya kula sır
Kul dünyaya sır
Göğün altı üstü denir
Kainat meydan misali konuşulur
Ne var ki,
Kainatın ne tavanı
Ne tabanı vardır
Nasıl ki havada gördüğün kelebek uçar
Dünya da öyledir
Kainatta döner döner
Gezindiğinin ispatı açıktır
Yıllar evveli düşünün
Hava değişimi olmadı mı?
Daha yakın günler
Çocukluğunuzda bildiğiniz günler
Lütuf Allah’ımdan, söz bizden
Kul gelenle gideni
Gine kuldan bilir, olaya yorar
Olay, aslında dolaydır

Cemile neden gerek?
Cem edenden
Allah’ım elbet
Cem etmek kulun elinde midir?
Nagihandan lütfuna nazar kılan
Danıştığından nasip alandır
Nagihan olan
Kendini saklayandır
Kendini saklayan
Allah’ıma açandır
Maya ile yoğrulan
Ekşimeğe yüz tutandır
Mayayı geçirmeden
Ekmeği fırına ver ki
Yerince olsun

Cümleye veririm
Alanı görürüm
Varolan, görülendir
Varolanı görmüyorum dersen
Gözünü aç derim.
Allah’ım, Kainata kendimden
Kendi nurumdan verdim, der
Sen görmezsen
Gözün görmediği için
Gönül açılmadığı için derim
Ahireti niye ararsın?
Dünyayı niye tararsın?
Gönül gözü açmayı denersen
Dünyayı da, Ahireti de
Bir yana koyarsın
YUNUS, Allah’ımın kulu değil mi?
Her kul aynı fırında pişmez mi?
Her kul aynı dünyaya düşmez mi?

Somun aldım
Yola durdum
Dileyen var mı? dedim
Ne somun bitti
Ne kul her dileyene yetti
Dileyen alsın dedim
Gelenlere de sundum


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah