02 ŞUBAT 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Dünyadan soruldu
Neticesi verildi
Suyumuz içildi
Geçenden kaçandan
Yolumuz ayrıldı

Ol yumakla yoğrulan
Yalan yerden ayrılan
Güçlü benim diyenle
Şüpheyi verdirenden uzak dur
Geçti sergi zamanı
Yumak aldı
Sunulan mermer misali
Hem yapısı
Hem görüşü
Uygun olanı alacak
Niyaz yerini bulacak. Söz açık
Mermer, olayın temiz ve güzel neticesidir
Mermeri merdiven yaparsın
Düz parça koyarsın
Mermeri işlersin
İstediğin şekle koyarsın
Oymalı olan gözü okşar
Düz kalan ayağı yumağı taşır
Dedim, olay mermere uyar
Mermer elinde
Dilediğin gibi kullan
İster göze, ister dize
Gözden de gönül alır
Dizden de gönül alır
Ne var ki,
Biri iş görür, biri süs verir
Güya yumak sarılır
Mermer bizden sorulur
Mümin olan bilir
Deyim sana;
Düzde kalsın, ayak bassın
Yumuşaklık elde olsun
Olmuşu mümin kul bilsin

Masmavi münasip güne bakar
Mavi neyi bildirir?
Evet Allah’ımın deryası
Maddi manevi kuvvetin renk adı, mavidir
Olgunluğu bildiren renk, kırmızıdır
Yeşil, olacak muradın müjdecisi
Renk, dumanla dağılır.
Allah’ım kuluna renklerle olacağı gösterir
Duman bunu siler
Onun için duman almayın
Beyaz bütün renkleri içine alır
Beyazda hepsi tefsir edilir

Niyazlar alınır
Ölçüye vurulur
Hak olandan olmayan ayrılır
Kula yerli yerince
Sebebi gönlünce halk edilir
Yumuşamayı hamurdan dene
Su katmadan yumuşamaz
Katmadık mı?
Nasıl yumuşadın?
Daha su katarsak elden kayarsın
Yeterince verilir
Sonra hamur yoğrulur
Fırına verilir, pişirilir

Andım, yandım, piştim. Mani yok.
Kulun hummalı oluşu
Gönüle alışına göredir
Her kulun gönül yapısı
Beden yapısına göredir
Kimi küçük, kimi büyük
Kimi kapalı, kimi aralık
Açık bırakın açık
Gelenden geçenden çekinmeyin
Olmayı bilene zarar vermez
Kulun vereceği kulu öldürmez
Benden beni sorarsan
Hamlığı geçtim, erginliği seçtim
Allah’ımdan sorulmaz
Ne var ki, yerime baktım
Merdivenin üst başında
Kendimi buldum
Bulmak her kula nasiptir, yükünü atarsa
Merdivene çıkmaya
Güçlü olmak gerek, yüklü değil
 



Merdiven, her kulun önünde
Kendinde güç bulan
Gücünce çıkar
Ölümde her kul
Allah’ıma olduğu yerden bakar
Çıkmaya çabalarız
Elele, kol kola
Meraka yer yok
Elinizden sıkı sıkı tutarım
Olmayana sorulmaz ki
Olmasını dilediğin
Gönülden istediğin
Sana dilinle söyletildi, elinle verildi

Aşk yolunun yolcusu
Yumağının kolcusuyum. GARİB’in
Sevin ki sevilesin
Has kuluyum diyesin
Olgunluğa eresin
Sevenlerle beraber olmayı severim
Yerenlerle değil
Yerdiğin kul
Yerinmeye müstahak değil
Olsa bile haddin değil
Vursa bile yolun değil
Aldığın derslere uy
Yuvamız dedik
Senin, onun, benim değil
Yuva kuruluş şekline göre olsa
Yuvamız demem
Çünkü ne senin ne benim ne GARİB’in
Cümlenin YUVA’sıdır
Dileyen gelir
Mimarı büyüktür
Dedim; Kuruluş değil, veriliştir
Özlemini duyana, geliş açıktır
İyi kötü yok. Yaratılıştır
Yaratılan gelir, dileyen alır
Allah’ım vereceği anı bilir

(Topluca mezara gömme konusunda sorulur)

Konsa ne olur?
Şehit şüheda ayrılır mı?
Olmasa Allah’ım denk getirir mi?
Ayrı anılması? dersen
Topraktan mı anarsın?
Gönülden anılsa olmaz mı?
Yerini bulmaz mı?
Neden bozulmaz?
Bedenin aldığı akımdan
Elbet lütuf
Akıma gönül katılır
Beden akımla yoğrulur
Onun için;
Allah’ımın emri olmasa
İzni de olmaz
Yumağına danış
Mantığın ile çalış

Pantolon giyenle
Etek olan ayrılmaz
Güzeldir, görürsen güzeli
Güzeldir, bilirsen gazeli
Sevdi isen, hem güzeli hem keli
Sevdiysen, hem akıllı hem deli
O zaman derim sana 'Veli’
Sevilir, olmasa da güzel
Sevilir ağaçtan dökülen gazel
Sevilir yerdeki çamur
Sevilir eldeki hamur
Yolunu almak için
Merdiveni çıkmak için
Sevmek gerek
Seveni de yereni de
Yolunu çevireni de seversen
Yüksüz gidersin
Gümüşü alanı da
Yumağı saranı da
Amade yolun yolcusuyuz
Maniyi kaldıranın görücüsüyüz
Kuluna müjdecisiyiz


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah