03 ŞUBAT 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Niyetle gelene
Diyetini bildirdim
Allah’ım razı olsun dedim

Açık olan,
Kapalı olana yol vermez
Niyeti hayır olan
Gönülden gocunmaz
Yumağını yumuşak saran
Yoldaki taştan korkmaz
Dostluğu gönülde taşımak
Yetersiz değil
Ol yumağına dostluğu saran
Ol yoluna dostluğu soran
Duman yersiz
Samanyolu, Ulu dolu

Almayı bilmekle
Bilmece çözülür
Geçenden gün eylenmez
Gelecek şüpheyle anılmaz
Hayır olacak
Güzel gelecek dersen
Güzeli bulursun
Gönülden geçenle
Yolunu seçen
Bir olmasa da
Gelecek hayır getirecek
Sepetten çıkacakla
Sedeften getirecek
Bir olmaz elbet
Sepet değersiz
Sedef değerli
Ne var ki,
Her ikisi de değerli iş görür
Zaten lüzumsuz olsa yapılmaz
Yaratılan da öyledir
Değeri olmayan
Yerini doldurmayan, yaratılmaz
Bilmece dediniz
Soruya günü eklediniz
Benim açmama ne hacet
Söyleneni gün açacak
Olayı ‘Açık’ dersiniz, sorarsınız
Açık dediğim gün
Yazımız defterde kalır
Halbuki okunmalı
Okunmalı yunmalı

Asmada üzüm
Güzelde gözüm
Güzel nerde? dersen
Yaratılanda derim
Kainatı gönüle alırım
Cevaptan dilenen nedir?
Onda mı? Bunda mı?
Ne onda, ne bunda
Bendedir, benden sorulandadır
Açmaktan kaçma
Yanılmam deme
Kulun niyeti uysa
Nasip verendedir, gelende değil

Amade olanı severim,
Olmayanı da severim
Ne var ki, ananla beraber olmak
Yardımına gelmektir vazifem
Sondan değil
Gündür anılır, günde yaşanılır
Sevenle bir olunur
Sevmeyene el verilir
Olacak dediğin
Yumuşak yol yürüdüğün görülür
Ne var ki, kararın zora kalır
Kararsız olma
Eskiye dönme
Saygı güzeldir
Sevgi güzeldir, kaybedilmedikçe
Kumun arasına karışan bulunmaz,
Sana sunulmayan aranmaz. Geç onu
Sen seni bilmezsin
Kendini değil;
Yolunu, yerini, gönül ölçünü
NUMAN der ki;
Yolu bilene yol göstermek
Yumuşak olmaktan ziyade
Sohbete yol açmaktır

Sözü açmaya
Niyeti seçmeye ne hacet?
Uzun yola bakmaya ne hacet?
Asmayı aldın, üzümü buldun,
Şarabı testiye koydun
Uzak yoldan gelen testiyle
Yakın yolda kalan testinin farkını
çözmeye çalışma
Cumaya bakarız
Kandili yakarız
Yarından başka cuma yok mu?
Rahat dünyanın sözü
Yakın gelecek
 



Duman dağılacak
Neden niyetini
Kendine uydurmazsın
Bir o dala, bir bu dala konarsın?
Dedim; Geçeni ört, yeni kapıyı aç
Gönül temizliğine bakın
Alacağın, yoluna vereceğin
Gönül yoluna uymalı
Hak’tan geleni bilmeli
Nasıl bileyim, gönlünü göreyim? dersen
Fistanla dünyayı ölçen
Kaftan giydirsen diyenden uzak dur
Sergi pazarlığına varana de ki;
Satışa değil, alışa çıktım
Sunduğum, birine öbürüne değil
Dünyayı ölmeyecek gibi düşünene
Ne senin ne benim olana
Sahip olmaya çalışana dedim
Evet sana ‘Sen’ diye gelene elini ver
Seni 'Sen' diye sevene gönlünü aç
Ver demem
Cümle yarattıklarıyla
Allah’ıma verilir gönüller
Geçene kapak örtün
Olacağı hayır bilin
Geçmişe dönemezsin
Dönülmeyene gönül koymak
Gününü boşa harcamaktır
Sevdik, sevilelim
Derdimizle bir olalım
Yüke ortak gelelim
Zaten kulun dünya yükü ağır
Olmuşsa gözün yaşı
Almışsın derdi
Dert dünyanın
Dünya bedenin
Gözyaşı bedenle

NUR, O, AKBULUT.
Yalnız akım dolu
Atom;
Dilendiği anda Noktaya girebilen
Dilendiği anda Dünyayı doldurabilen
Dünyada dünya sohbeti edilir
Allah’ımın varlığına secde edilir
Bu da bir ibadettir, elbet

Bedenlenmek sorulur
Sanılmasın toprağa giren beden
Yeniden kalkacak
Ruhlar kalıplaşacak. Asla.
Olmasını diledik
Kuluna yolunda yardımcı olmak
Işık tutmak için vazife aldık

Kader neden çizilir?
Neden kula mantık verilir?
Anlatalım;
Dendi daha önce planı çizildi
Doğum ölüm yazıldı
Bina kuruldu
Dendi ki;
Benim yaratılışım böyle
Hata çatıda ise dediğin doğru
Hata katında ise dediğin yanlış
Bina senin
Beden senin değil mi?
Binanın içinde elinde keser gezersen
Tahtasına vurursan
Yakarsan yıkarsan
Elbet harap olur
Eğer güzel bakarsan
Sakatlığını tamir edersen güzel olur
Yeter ki,
Duvarı, çatısı, temeli sağlam olsun
İçine bakması sana kalsın
Beden de öyledir
Mantık, kullanılmak için verilir
Ne kimseden ödünç alınır
Ne kimseye verilebilir
Çünkü her kulunun yolu ayrıdır
Her kul mantığını bir yolda kullanır
İyi yolu aramalı, arayıp bulmalı
Doğanın suçu yok. Suç, nesilde

Dilediğim deme, hayıra yor
Allah’ıma havale et
Yardımına gelene danış
Meydan kulun
Kul yolun,
Yol cümlenin
Uyacak, duyacak, dönecek, gelecek
................................................................................................
(Bu günkü kayıtlara göre bu tebliğin sonu bulunamamıştır)


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah