07 ŞUBAT 1971


MEVLÂNA’yım ben!

Yumuşak dense yeri
Sözünü alma geri
Gelenle, soranla
Yuvamızda olanla beraberiz
Duman dağılsın
Geçen örtülsün
Suyun akışına uyulsun
Yumuşak yol bulan
Halini geleceğe bağlasın
Benden alınan sözdür
Gönüle gözdür
Faniye bilmece
Bilene görmece
Gelen, varan; bilendir

Kamayı saplama
Altını kaplama
Yuvayı süsle
Tatlı sözle besle
Kama; acı söz
Acı sözle kırma
Altını örtme.
Gönüllerinizin altın olduğu bilinir
Yamayı yırtık fistana dikersin
Yırtığını örtersin. Ayıp değil
Yırtık yamanırsa, ayıp da örtülür
Söylenirse günahtır
Yüz yüze baksın
Fikirler uysun
Fistan uymasa da
Gönüle bakılsın

Değirmene, umut ettiğin için değil
Elinde olanı götürürsün
Alacağını bilirsin
Aldığına sahip olacağın, nasip işidir
Sakınmakla olmaz
Nasipten çıkan durmaz
Almayı dilediğini almak
Allah’ımdan dilemekle olur
Allah'ıma varmak
Yolu yürümekle olur
Hiçbir kulun,
Allah’ımın yolundan yürüyüp de
Varamadığı görülmemiştir
Demek ki;
Allah’ıma varmak
Kulun isteğiyle olur
Kuluna vermek
Allah’ımın dileğiyle olur

Kalıpla yapılan bina
Kalıptan şekil alır
Ne oyulur, ne süslenir
Hiçbir yöne bakmayan kul
Kalıpla yapılmış binaya benzer
Kalıpla yapılmış bina nedir? derseniz
Betonla karılmış tuğla derim
Bina taştan olmalı
Kalın sıva vurmalı
Yuvayı, yumağa göre almalı

Yudum yudum içen
Boğulmaktan korkmaz
Sığ suya giren batmaz
Oymalı mendil ayağa sürülmez
Diz vurulsa bağlanmaz, elde gezer
Sunduğum bilinir
Yerli yerine konulur

Asmaya benzemek
Üzüme uymak kulun gücü olsa
Ayılmak için geceyi beklemez
Geceyi görüp, gündüze bakmalı
Uyumayı yerinde kullanmalı
Güzeli görmeye sılaya gidene sor
Görüşü açılır, en güzel yerini bulur
Hep aynı yeri gören, yılgınlık getirir
Haksız dersen, yanılırsın
Değişene uymalı
Çok göreyim demeli
Ne var ki, gördüğünü bilmeli
Bildiğini sevmeli
 



Yemişte ne var?
Ne olsun tat var
Ne üzümün elmaya
Ne portakalın karpuza benzemediği bilinir
Kul da kula benzemez
Benzetmeye çalışılmaz
Onun için,
Hepsini yerinde bulmalı
Olacağa beraber uymalı
Benden senden değil
Bizden gelmeli
Aynayı yüze beraber tutmalı

Buluttan güzellik arayan, mutlu kuldur
Çünkü, yerden başını yukarı kaldırmaya vakti olur
Meyveyi yuyanla ye ki
Tadını alabilesin
Sahip olmak değil
Bağın ortasında buldunuz kendinizi
Hangi salkıma el atsam? dersiniz
Şaşkın olursunuz
Açık dense,
Dediğimiz yerde kalır
Lütuf yalnız size değil
Ne var ki suyun başı
Destisini alan gelir
Nasibi kadar doldurur
Kimi yolda düşürür, destisini devirir
Dedim; değirmenden çıkanda
Sahip olduğunu sandığın
Nasipse elinde kalır
Ganimet, nasip kadar

Ağacın köküne yumuşak toprak gereklidir
Büyüyende, betonlaşsa da zarar vermez
Gıdasını da alır
Betona karşı da
Betondan kuvvetlidir
Çünkü öyle yetişir
Sert toprakta yetişen ağaç ince kalır

Manayı açtık
Güzeli seçtik
Dumandan geçtik
Ne gönül kırdık
Ne kuluna vurduk
Verenin verdiğine şükür dedik
Halkayı çevirdik
Kapıyı devirdik
Yuvaya girdik
Havayı dumanlı görünce
Yüzümüze gül misalini verdik
Gülenle gülünür
Kederler unutulur
Ağlayana uyulur
Dünya karanlık görülür
Ağlayana değil
Gülene uymaya çalışın
Gül vermeye alışın
Yasemin beyazın
Gül pembenin misalidir
Mümin kul bilir
Her çiçeğin rengi
Karanlığın örtüsüdür
Onun için çiçeğin siyahı olmaz
Siyah örtü hürriyeti kapatır
Duman, siyahın serisi
Güzellik ölçüsü, dünyada
Yalnız siyah renk gelmez ahirete
Onun için siyah renk
Daima kula meşum olayları hatırlatır
Dedim size;
Geceye kapılmayın
Olayları çiçeklerle süsleyin

Yapılan, aynaya bakmak değil
Suya adım atmaktır
Su bizim, söz bizim
Yolumuz, cümlenin


ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah