|
MEVLÂNA’yım ben!
Yumuşak dense yeri
Sözünü alma geri
Gelenle, soranla
Yuvamızda
olanla beraberiz
Duman dağılsın
Geçen örtülsün
Suyun akışına uyulsun
Yumuşak yol bulan
Halini geleceğe bağlasın
Benden alınan sözdür
Gönüle
gözdür
Faniye bilmece
Bilene görmece
Gelen, varan; bilendir
Kamayı saplama
Altını kaplama
Yuvayı süsle
Tatlı sözle besle
Kama;
acı söz
Acı sözle kırma
Altını örtme.
Gönüllerinizin altın olduğu bilinir
Yamayı yırtık fistana dikersin
Yırtığını örtersin. Ayıp değil
Yırtık
yamanırsa, ayıp da örtülür
Söylenirse günahtır
Yüz yüze baksın
Fikirler
uysun
Fistan uymasa da
Gönüle bakılsın
Değirmene, umut ettiğin için değil
Elinde olanı götürürsün
Alacağını
bilirsin
Aldığına sahip olacağın, nasip işidir
Sakınmakla olmaz
Nasipten
çıkan durmaz
Almayı dilediğini almak
Allah’ımdan dilemekle olur
Allah'ıma varmak
Yolu yürümekle olur
Hiçbir
kulun,
Allah’ımın yolundan yürüyüp de
Varamadığı görülmemiştir
Demek ki;
Allah’ıma varmak
Kulun isteğiyle olur
Kuluna vermek
Allah’ımın dileğiyle olur
Kalıpla yapılan bina
Kalıptan şekil alır
Ne oyulur, ne süslenir
Hiçbir yöne bakmayan kul
Kalıpla yapılmış binaya benzer
Kalıpla yapılmış
bina nedir? derseniz
Betonla karılmış tuğla derim
Bina taştan olmalı
Kalın sıva vurmalı
Yuvayı, yumağa göre almalı
Yudum yudum içen
Boğulmaktan korkmaz
Sığ suya giren batmaz
Oymalı
mendil ayağa sürülmez
Diz vurulsa bağlanmaz, elde gezer
Sunduğum bilinir
Yerli yerine konulur
Asmaya benzemek
Üzüme uymak kulun gücü olsa
Ayılmak için geceyi
beklemez
Geceyi görüp, gündüze bakmalı
Uyumayı yerinde kullanmalı
Güzeli
görmeye sılaya gidene sor
Görüşü açılır, en güzel yerini bulur
Hep aynı
yeri gören, yılgınlık getirir
Haksız dersen, yanılırsın
Değişene
uymalı
Çok göreyim demeli
Ne var ki, gördüğünü bilmeli
Bildiğini
sevmeli
|
Yemişte ne var?
Ne olsun tat var
Ne üzümün elmaya
Ne portakalın
karpuza benzemediği bilinir
Kul da kula benzemez
Benzetmeye çalışılmaz
Onun için,
Hepsini yerinde bulmalı
Olacağa beraber uymalı
Benden senden
değil
Bizden gelmeli
Aynayı yüze beraber tutmalı
Buluttan güzellik arayan, mutlu kuldur
Çünkü, yerden başını yukarı
kaldırmaya vakti olur
Meyveyi yuyanla ye ki
Tadını alabilesin
Sahip olmak
değil
Bağın ortasında buldunuz kendinizi
Hangi salkıma el atsam?
dersiniz
Şaşkın olursunuz
Açık dense,
Dediğimiz yerde kalır
Lütuf yalnız
size değil
Ne var ki suyun başı
Destisini alan gelir
Nasibi kadar
doldurur
Kimi yolda düşürür, destisini devirir
Dedim; değirmenden çıkanda
Sahip olduğunu sandığın
Nasipse elinde kalır
Ganimet, nasip kadar
Ağacın köküne yumuşak toprak gereklidir
Büyüyende, betonlaşsa da
zarar vermez
Gıdasını da alır
Betona karşı da
Betondan kuvvetlidir
Çünkü
öyle yetişir
Sert toprakta yetişen ağaç ince kalır
Manayı açtık
Güzeli seçtik
Dumandan geçtik
Ne gönül kırdık
Ne
kuluna vurduk
Verenin verdiğine şükür dedik
Halkayı çevirdik
Kapıyı
devirdik
Yuvaya girdik
Havayı dumanlı görünce
Yüzümüze gül misalini
verdik
Gülenle gülünür
Kederler unutulur
Ağlayana uyulur
Dünya karanlık
görülür
Ağlayana değil
Gülene uymaya çalışın
Gül vermeye alışın
Yasemin
beyazın
Gül pembenin misalidir
Mümin kul bilir
Her çiçeğin rengi
Karanlığın örtüsüdür
Onun için çiçeğin siyahı olmaz
Siyah örtü hürriyeti
kapatır
Duman, siyahın serisi
Güzellik ölçüsü, dünyada
Yalnız siyah renk
gelmez ahirete
Onun için siyah renk
Daima kula meşum olayları hatırlatır
Dedim size;
Geceye kapılmayın
Olayları çiçeklerle süsleyin
Yapılan, aynaya bakmak değil
Suya adım atmaktır
Su bizim, söz bizim
Yolumuz, cümlenin
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|