15 AĞUSTOS 1973


MEVLÂNA’yım ben!

Kuyuya yol sormadık
Yolumuzdan yakınmadık
Kucağa taş koymadık
Elimizi salladık
Yolumuzu gözledik
Günüm hayırdadır
Eyvallah dedik

Mümin olan eli açık gezer
Sadece gidiş yolunu gözler
İz ararsan yere
Söz ararsan dile bakarsın
Sözün tatlısına güler
Acısına ağlarsın
Demek ki ne yerdeki iz
Ne eldeki sazdan değil
Kulun gülmesi ağlaması

Dilimizi hoş tutalım
Kulun sevincinden
Gönlümüze maya katalım
Çayırda gördüğün
Koyunu kuzuyu sevindirir
Onun sevinci
Senin sevincin değil midir?
Cevizin çetini taşla kırılır
Elle kırılanı da
Taşla kırılanı da aynıdır
Fark kırılıştadır
Cevizin içi; ruhlar
Dışı; nefis, niyet
Bedeni diri tutan
Ruh ile can
Canan ruhundur
Dolayısı ile O
Can ile canan bir.
Bedeni buldurur
Bedeni siler
Kendine götürür
İdrakten önce
Sadece can ve beden vardır
İdrakte beden silinir
Can ile canan buluşur
Hakikate erişte
Sadece O kalır
Candan da
Canandan da
Öteye geçilir
Çünkü can da cananı da
Maddeleşmiş halidir
Her şeyden geçtikte
Buharlaşma misali
Bütün ağırlıklarından
Sıyrılmış olursun
Öyle ise nerde neyi arayalım?
Kimden neyi soralım?
Her şey O’na dönüştükte
Üzüm şarap oluştukta
Bağ varken
Üzüm şarap olmuşken
İçtikten sonra ne olur?
Ne bağ kalır
Ne üzüm
Ne şarap
Şarabın adı tadı sende
Eğer kuluna verebilecek
Bir şeyin var ise
Adın ile tadın kalır

Hz. OSMAN der ki;
Dost cömert olandır
Gönlünü seninle paylaşandır
Maddeyi herkes paylaşır
Sevgini paylaşabiliyor musun?
Al canım diyebiliyor musun?
Sen O’ndansın

Hz. OMAR der ki;
Ummadığın olursa
Bu nedendir der misin?
Ona sual eder misin?
Yağmuru bekledin yağmadı
Ümidini kestin
Ekinim yandı dedin
Sabaha kalktın
Yağmuru buldun
Sual açabilir misin?
Her olmadık gibi görünen
Olumunda kulu şaşırtan O’ndandır
Onun için hiçbir olaya
Sual açmayalım
Neden olmadı? diye suçlamayalım
Sonra nasıl oluştu diye
Şaşkınlığa düşmeyelim
 



Dile düşürür
Ölçülere vurur
Olaylar olmasa
Kullar ne ile ölçü alır?
Göre göre ağaca vurursun
Hata sende mi, ağaçta mı?
Ne ağaçta
Ne sende
Ne de O’nda
Çünkü hata O’ndan sadır olamaz
Olaylar niyetin olgunluğunu
Kulun hamlığını
Allah’ımın yazdığının
Ne denirse densin
Bozulmayacağını gösterir

Merdaneyi hamura
Değer vermek için kullanırsın
(Merdane olayları mı temsil ediyor sorusuna;) Evet
Konuşan da O
Konuşturan da
Bize ne düşer

Olumun mayalıdır
Geçtiğin yol kayalıdır
Vardığın sahilidir
Ayağına takılan
Takılacak olan her taş
Hak yolunun halidir
Ne var ki kumda yürüyenin ayağına
Neden zarar verir bilinir
Kumda ayak gömülüdür
Taş ona nasıl vurur?
Sadece yolunda durur
Elbet zarar vermez

Meşrebin en güzeli
Rüzgarın sesinde nağmeler bulmak
Denizin sesinde şarkılar duymak
Çiçeğin eğilişinde raksını görmek
Hayvanın sesinde dumanı silmek
Nefes kulun can sesidir

Allah’ım cümlenizden razı olsun
Güzel günler size gülsün

Nefes hem zahire
Hem batına kapıdır
Dünya kapısını açar
Ahiret kapısını örter
Ahiret kapısını açtıkta
Dünya kapısını örter
İki tarafa açılan döner kapı

Elden verilen
Beyinden geçer evvel
(?) Elbet beyinden
Akım merkezi beyindir çünkü
Ne var ki
Ele verilen güç
Öyle yüksek akımlı ki
İdrake varmadan ele varır
Beyin alıcı, el verici
Merkezler vermeye mezun olmadıkları için
Sadece aldıklarını muhafaza eder
Birikenler ne olur? dersen
Dedik ya daha önce
Gün gelecek
Dilden de verilecek

Deliye veli desen bilmez
Veliye deli desen gülmez
Bilmeyene dünyayı versen silmez
Bilene bir mendil versen almaz
Hak der yürür
Halkı gönlünde bilir
Eyvallah


Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah