19 EKİM 1973


MEVLÂNA’yım ben!

Yemedik dönsün diye
Gülmedik ersin diye
Gülenin yoluna girdik
Elini bize versin diye
Bağı büyük olana
Eyvallah dedik
Önümüze sersin diye
Cümleye yolun özünü gösterdik
Yaratanı sevsin diye

Sevmeyen olur mu? demeyin
Bilenin bilmeyenle
Bir olduğu görülür mü?
Bilen kimdir?
Bilmeyen nedir?
Bilen kendini silendir
Kendinde O’nu bulandır
Her varlık O’nundur diyendir
O’nun olanın
O’ndan olduğunu çözendir

Mimarın yapısında
Görenin kapısındayız
Mimarın yapısında
Taş da var
Kum da
Tahta da
Hepsi bir bütün olur
Binayı meydana getirir
Onun için deriz hatalı aramayın
Bir bütün oldukta
Onun da yerini görün

Meyvenin oluştuğu
Kul eline geliştiği bilinir
Haz ile yenilir
Ermeyen meyve
Toprağa dökülür
Döküldükte yabana mı gitmiş olur?
Yeniden yeşerir ağaç olur
O da meyve verir
Onun için ham meyveye de
Söz etmeyiniz
Her gelişen oluşandır
Kumun elendiğinde
Atılan taş ne olur?
Güneşin ateşine söz eder
Kuzunun meleyişine söz edersen
Güzeli nerde bulursun?
Taş olmasa
Kumu nerde ararsın?
Taşa ayak atasın ki
Kendini bulasın
Bakmadım ki göreyim diyesin
Taş yürüyüp
Senin ayağına gelmez ki

Aynayı almazsan
Yüzünü görmezsen
Yuyanı bilemezsin
Düğümü çözemezsin
Nerdeyim? diye soran
Yaratanın yarattığı yerde olduğunu bilse
Sorudan uzak kalırdı
Nerde olursan ol
O’nun makamındasın

Sahilimiz kumsaldır
Gelen bilir
Yeminimiz Hak’tır
Duyan alır
Yamayı dileyene veririz
Gönlümüz paktır
Yemin dedik
Çözümünde yol arayana söyledik
Gelişimiz denenden maksat
Gönüllerin akıştığı
Aynı sahilde buluştuğudur
Her verdiğimiz madem ki O’ndandır
Alan ile aramızda antlaşma vardır
Ant yemin değil midir?
Ant içme ayrıdır
Antlaşma oluşumun kutlanmasıdır

Minareden gelen seste O’nu bilirsen
Sesi değil
Sözü alırsın
Çünkü sözde özü bulursun
Özü buldukta
O’nun ile bir olursun
Birlikte sen varsın
Birlikte ben varım
Öyle ise birlikte
Sadece biz varız
Biz oldukta
Her hali kutlarız
Niye?
Kendimizi bulduk diye
Kendini bulmak
Söz ile olmaz
Kendini bulmazsan
Kendini bulmak
Saz ile çalmaz
Kendini bulan
Sükuta erendir
Alan değil verendir
Yama alayım diyene gülendir
Çünkü o yamanın ta kendisi olmuştur
Fistan olmaktan geçmiştir
(Fistan: Dünya hali)
Kapına kul olayım demekten uzaklaşmıştır
Çünkü aradan
Kapıyı çıkarmıştır
Cemden kendini çıkarıp
Tekrar ceme dönüşmüştür
Cemin içinde tektin, çıktın
Tekrar dönüşte cem ile tek oldun
Nasıl ki aş pişmeden ayrı ayrıdır
Yağı tuzu her türlü malzemesi
Ayrı ayrıdır
Tek başına tatları da ayrıdır
Bir oldukta
Tencereye girdikte
Hep bir tat oldukta
Kulun sofrasını doldurur

Yel ile gelenden
Sel ile gidenden olma
Manayı madde ile karıştırma
Tuz ile şeker
Beraber yenmez
Ne var ki hiç birinden
Ayrı kalınmaz dedi YUNUS’um
Günün güzelini kutladı
Sözcü oldu
Cümlede çiçek bahçelerini
Gördüğünü söyledi

Sahip olmadık
O’nun mülküne
Elden bırakmadık
Verdiği nasibini
Yaşamak güzel diyene
Eyvallah diyelim
Yaşamanın özünü verelim
Sevenin var ise
Seven kadar yaşarsın
Sevenin yok ise?
Onun için neden de
Nedeni kendinde ara
Kendini buluş odur
Hatayı kendinden arayıştır
Ben mal istemem
Mülküne ortak olmam demek değildir
kendini bulmak
Ne malı istediğin kadar verir
Ne mülküne ortak eder
Dumansız gök ararsan
Rahmetine yüz çevirmiş olursun

Zahmetin sefası büyük olur
Zulmetin cefasını
Zulmeden görür
Zulüm gören
Allah’ına sığındıkta
Kendi tahtını kurmuş olur
Suyun akışına ayak uyduran
Kendini deryada bulur
Sözümüz yorulduğu gibidir

Mevlâna’yım!..

Kement yapsan
Kime savurursun?
Yedekte götürdüğün senin midir?
Yedekte götüreceğin nedir?
Kulun gözüne görünsün
Sevabı çok denilsin diye yapılandır
 



Halbuki her yapılan yedeksizdir
Çünkü yedeğe hacet yok
Yapılan kulluğun icabıdır
Karnın acıktığında yersen
Olağan üstü bir olay mıdır?
Kulluk vazifeni yapışın da öyledir
Öyle ise yedeklemeye ne hacet?
O zaman kulluk vazifene
Kement atmış
Onu mecburen
Arkana takmış olmaz mısın?
Yedek niye olur?
Geleceğin kesileceğine şüpheden
Sözün cevabını
Daha önce verdim
Eyvallah
Sevaba kement atılmaz
Olağan olaylardan
Lütuf beklenmez
Verenin verdiğinde
Kulun gözü var ise
Silkin at üzerinden
Yediğin aştan
Yiyemeyenleri düşünürsen
Su ile ekmek ye derim
Aşanın aştığı merhale
Geçtiğine şaştığı değildir
Aşın verdiği
Kulunun dünyada derdiğidir
Nasibin önünü arkasını düşünmek
Kulun derdi değildir
Bize ne demek değil
Çünkü verenin verdiğinden şüphe
Her olayı içine alır

Dergahın odunsuz kaldığı görülmez
Ateşi bulamayan
Orda düşünülmez
Neden?
Bilinir ki orada ateş
Her an yanmakta
Her dileyen
Dergaha gelebilmekte
Öyle ise ateşi olmayanı
Niye düşünsün?
Çünkü ateşi olmayana
Her an kolları açıkta
Gelen gelsin
Dilediğince ısınsın denilmekte

Mayayı kendin için yoğurursan
Sadece kendin doyarsın
Cümleye dersen
Fırın açarsın
Söz budur
Soluk senin midir?
Yoksa benim mi?
Miyyar senindir
O’nun ölçüsü ne sendedir ne bende
Sözü günlük olaylar ile çözmeyin
Kendi oluşunuza ölçü vurmayın

(T…Ağabeyimizin sorusu: Uçan daireler hakkında geçen gün televizyon ve radyolarda önemli olaylar aksettirildi. Keza Rusların acayip sinyaller aldıklarını, aksettirilen hususların doğru olup olmadığını… Dünyamızın dışında bizler gibi yaşayan var mıdır?)

Dünya beden ile bağlıdır
Kainat atom ile yüklüdür
Her merhalede
Bir yapıt var olur
Onsekizbin perde
Teker teker açıldıkta
Kainatın birliği bulunur
Onu açacak güç kimdedir?
Verilen kanallar nerdendir?
Dünyanın tekamülü
Her gelenle açılır
Bir adım öteye gidilir
Nasıl? derseniz
Verilen sinyaller odur
Hiçbir kendi iradeye sahip değildir
İrade denildikte dünya hali değil
Olağanüstü buluşlar denildikte
Buluş sinyali veren
Kanal ile bağlanmıştır
Dünyanın gidişi
Senin ile benim ile kaimdir
Dünyanın dışında yaşayan varlıklar
Senin çok üstündedir
Sen nerde yaşıyorsun?
Öyle ise her varlığın
Bir dünyası vardır
Ne var ki
Sizlerin düşündüğünüz gibi değil
Beden sendedir
Senin üstünde olanda
Beden ne gezer?
Senin madde dediğin
Hayal değil midir?
Senin madde dediğin,
Madde gördüğün
Her şey hayal
Yapıt ararsan
Binayı sorarsın
Binayı kurarsan
Işık ararsın
Sana gelen sinyal
O ışıktır
Elle tuttum
Gözle gördüm dersin
Elini uzat tut bakalım
Nasıl tutarsın?
Ya Allah diyelim
Sözü ALİ’ye verelim:

ALİ’yim geldim
Selamı cümlede buldum
Verilende verende alanda birliği
Birlikte dirliği buldum
Gemiye her girende
Yolculuk vasfına uyuşu gördüm
Sorulardan en üstün varlığın
Çözümünün manasını çıkardım
Maddeyi manadan çıkarırsan
Her var olanın adım adım
O’na yaklaştığı görülür
Her yakalaşan
Bedeni ile bekleyene
Vergisini gönderir
O’nun vergisi nedir?
Halinde bulunduğu Nur

Alınan sinyal
O’ndan gelendir
Namını sorarsan
Sadece nurdur
Yakın olduğu kadar
Güçlü vergisi olur
Görülen ışık denilen
O’na yakın olanın gönderdiğidir
Sizin aldığınız
Sinyal değil mi?
(Aldığımız tebliğler)
Gönlünüz nur olsun
Muradınız O olsun
Mutlusunuz ki
Sinyalin açığını alırsınız
Çözmeye çalışandan olmazsınız
Selam ile geldim
Gördüm hoşnut oldum
Allah’ım cümlesinden razı olsun
Gönülleri nur ile dolsun dedim
Gönderene şükrettim
Onsekizbin perdeyi aştım geldim
Sizlere ulaştım buldum
Allah’ım dedim
Selameti bulandan olsunlar
Perdeleri aramadan bulsunlar

MEVLÂNA’yım geldim
Nurundan yıkananları gördüm
Ya Allah dedim
Selama durdum
Dünya dünyalı için
Kainat her yaratılan için
Cümlesi senin için
Senin buluşun için
Size verilen ne mutlu gecedir ki
Gökler açıldı
Gönderilen seçildi

Allah’ıma emanet olasınız
Nurunuz ile kalasınız


Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah