06 ARALIK 1974


MEVLÂNA’yım ben!

YUNUS’um ile geldik
Geldik cümleye güldük
Gülün renginde
Bülbülün denginde bulduk
Selam olsun sizlere

Söz aldık dile verdik
Vergide YUNUS’u gördük
Nasıl? derseniz
Söz benden
Öz senden
Yazı O’ndan dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Yapı kapıya
Kapı ışığa açılır
Her gelene mi? derseniz
Uyana
Olasılık denildi
Olamayan kimden soruldu?
Gideni ararsan
Gönlünden sor
Unutma ki giden yok, Bulan var
Bulduğunu bildiren var
Buldum vardığım an
Gördüm seyrine daldığım an dedi
Selamını bildirdi
(Selamını bildireni kim olduğu hususunda)
Alan bilir

(Soru: “Seyrine daldığım” denen nedir)

Seyir dönüştür
Olana uyuştur
Sevincine katıl
Bulduğum gayeleri olsun dedi
Genç oluşu varışını asla ertelemez

Alan ile akıma yer verildi
Nasıl? derseniz
Gelen akım ile yüklü geldi
Bağını kurdu
Ayıran YUNUS’uma söz verdi:

Olumuna göz atasın
Yolun en güzelini tutasın
Elini elimde bilesin
Yüklü gelene dedim
(Kim acaba sesleri..)
Alan bilir
Söz karındaşından geldi

Sepet ile gezersen
Sohbet ile sezersen
Alacağın, sepette dünya malı
Sohbette gönül halidir
Giydiğin senin olsa
Aldığım bende kalsa
Faydası kime?
Güzel, olandır
Sevindirmese bile
Yerini bulandır
Sohbete girmese bile
Dönenden söz edilse
Gönül alemi yansa
Gören sen misin? Ben mi?
Oluyor her dilenen
Gününe uymasa da
Alıyor her dileyen
Yerini bilmese de
Andığını bilirler
Andığın an gelirler
Niyaz ile bulurlar
Huzura huzur ile katılırlar
Çeşmeyi açandan ol
Her dileyen kuluna
Yerini seçenden ol
YUNUS’um misali

Dargınlık denir
Sözün akışında aranır
Olaylar taranır
Taranan her olayda
Elbet dökülen olur
Sorunun cevabı odur

Kaderden soruldu
Kainat niye kuruldu?
Gücünün ölçüsünü arayan
Geceyi gündüzden öyle ayırdı
Suyun akanında gölge arkada kalır
Duranında her üzerinde olanın
Gölgesi Suda kalır
 



Açıklık odur ki;
Yazan ne bugün
Ne dün yazmadı
Kainatın kuruluşunda
Her olay yazıldı
Her yaratılanın rolü verildi
Senin gelişinin değeri verişindendir
Ne veririm? dersen
Ne alırsan
Eyvallah dedi
YUNUS’um cümleyi selamladı

Ayranı yoğurt ile bir tutarsak
Suyunu inkar etmiş oluruz
Yoğurdu süt ile bir tutarsak
Mayasını inkar etmiş oluruz
Yaratılanı asla inkar etmeyiz
Ne var ki mekruh deneni de
Hünkar etmeyiz
Saraya girdikte
Kapıkuluna hünkar diye
Selam verenden misin?
Hünkara kapıkulu diye
Sırtını dönenden misin?
Ne var ki gördükleri vazife
Asla inkar edilemez
Kapıkulu olmasa
Hünkara iltifat olmaz
Söz söze bağlanır
Kul söz ile eğlenir
Eğlence eyleme döndürülür
Eylemde yolsuzluk varsa
İnkara düşülür
Çünkü cemiyetler
Asla yolsuz eyleme izin vermezler
Olanlar nedir? denirse
Olumlu ile olumsuzun çelişmesi
Olumsuz hiçbir cemiyette
Barınak bulamamıştır
Çünkü olumsuzlukta
Dilenen yere hala varılamamıştır
Müsterih olunuz
Dökülen saçtan yakınmayınız
Dökülen dökülmeyenin kurtarıcısıdır

Asmaya göz attı isen
Güzeli orda gördü isen
Sevmeyi öğrendin derim
Neye? dendi
Asma sevginin sembolüdür
Yanılma yok
Asma yapraktan alır
Meyhaneye kadar götürür
Meyhaneden sonsuz sevgiye
Kapı açılır
Her güzel orada buluşur
Nasıl? dersen
Gönül güzel görmeye alışır
Meyhane oluşun sembolüdür
Cenk nerde başlar? nerde biter?
Olumun söz aldıkta başlar
Sözü silişte biter
Sözü siliş nedir? dendi
Sözü siliş biliştedir
Biliş uyuştadır
Uyanın söze ihtiyacı kalır mı?
Eyvallah dedik
Gelenleri selamladık
(Bu hitap toplantıya katılan üç genç için)
Alandan olasınız
Deryada bulasınız
Dünyayı hoş bilesiniz
Ne var ki alasıya değil
Güzeli göresiye
Çirkin denileni silesiye

Günün yorumuna ayna tuttuk
Allah’ım cümleden razı olsun
Dilediği var mı? diye
Sorulanı ilettik

Allah’ım razı olsun
Verdikleri kadar alsınlar dedi

Allah’ıma emanet olunuz
O’nunla O’nu biliniz
O’nun diye cümleyi seviniz
O’ndan diye her yaratılanda
Güzellik görünüz

Allah'a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah