01 KASIM 1974


MEVLÂNA’yım ben!

Yenilmeyi düşünmeyen
Sevilmeyi bilmeyendir
Dünyanın oluşunda
Her olay iki haldedir
Yenmek, yenilmek
Acı, tatlı
Güzel, çirkin
Öyle oldukta
Yenilmeyi O’nun için
Yenmeyi kendin için sevmelisin
Yenildikte O’nun için sevinmelisin

Var olanın durduğu görülmez
Ne deryada ne dağda
Ne ovada ne bağda
Geçmişi düşünürsen
Yürüyeni görürsün
Oluşta buluşta yer verilir
Yaratılış perde perde açılır
Her açılan günlük olaydır
Açılan geçene kolaydır
Gerçek geleceği değil
Anını gösterir
Oymasız tahta
Sadece ocakta yerini alır
Geleceği sevelim dersem
Görelim de öyle dersiniz
Gördükte ayrıntıya düşersiniz
Olduğu alsanız
Güldüğü gibi görseniz
Güzeli öyle bilirsiniz
Almayı her kul sever
Alana yol sorar
Vereni bilsen
Umduğuna gülersin

YUNUS’um yolu açtı
Cümle ile kucaklaştı
Selam verdik alana
Adımızı bilene
Her olaya gülene
Güzel deyip
Sevgi ile dolana

Taş üstüne taş koydum
Dünyada aşka doydum
Doyumluk mu? derseniz
Her sofra doyurur
Diğer sofraya kadar
Doyanın sohbeti doyurandandır
Doyuranın hikmeti kayırandandır
Kayıran kim? derseniz
Kul kendini
Hem ayırır hem kayırır
Meyus olanın sırtını okşasan
Sohbetinden nasip versen
Senden değil O’ndandır

Gölgeyi dilersen
Güneşe hata bulma
Olumsuz geçmişin
Olumlu geleceği görülür
Olacak yavaş yavaş örülür
Örenin kimliği sorulur
Örenin değil
Ördürenin varlığıdır mühim olan
Varlığın durdurduğu
Hiçbir olay görülmez
Olmayan ipek örülmez
Gönülde olana
Kainatta kamil kulunu dileyene
Sözüm şudur;
Dünyayı oynatamazsan
Kulunu seyredemezsin
Ne demek? denir
Gömülü olan
Gönüllü gelene yer vermez elbet
Gönüllü gelen
Kuyuya bakanı sevmez
Neden?
Kendi kainata baktığından
Kuyuya bakan
Gün gelir başını kaldırır
Görmediğini görür
Seyrine doyum olmayanı görmek
Her kula müyesser olsaydı
Düzenini nerde bulurdu?
 



Seven ile sevmeyen savaşırsa
Sevilen meydana gelir
Yanılma yok
Ayrıntısı sorulur
Savaş niye yapılır, nerde biter?
Paylaşılamayan ile başlar
Birbirini taşlar
Yenilen yenen ile bir olur
Arada kalan Pir olur
Ağlarsa güldürmeye çalıştığın
Senin gayretin ile mi güler?
Gözlerini açamayan
Güzelliği nerde bulur?
Olmasa, gönlüne koymasa
YUNUS’um gelmez
Gelişte sohbete girmez
Girdikte ne güzel demez

Doğuştan alalım
Günden güne verelim
Güzellik bebeğin kendinde mi?
Yoksa gelişinde mi?
Yerini bulursa dersiniz
Yerini buluşun ölçüsünü
Ne ile alırsınız?
Sevenin çokluğu ile mi?
Gönlünün tokluğu ile mi?
Bebeğin gönül tokluğu
Bilinir mi? derseniz
Öyle ise ölçüye
Nasıl vurursunuz?
Her sevilen
Sevdiği kadar mutludur
Ne kadar sevilirse sevilsin
Sevmediği anda
Mutsuz oluşunu bilmelidir
Seven mutludur
Seven kutludur
Dünyanın düzeni
Sahibine aittir
Güzellik görene
Güzellik bilene
Mutluluk sevene
Sevildim bilmedim
Aradım durdum
Sevdiğim anda
Mutluluğu buldum
Vermeyi onun için diledim
Varlığım bilindiği günden
Sevmeyi öğretmeye çalıştım

Her kul görmeye
Müyesser olacak mı? dendi
Günümüz görmeyi dileyen ile onaylandı
Oyumuz her dileyene verildi
Yeniyi yerinde bulduk mu? derseniz
Eyvallah
Yargıya düşmezsen
Yerini her kul bulur
Gidenin sergisi
Gelene uymaz
Gelen gidenden
Sergi sormaz
Yürüyüş her an öteyedir
Geriye kalmaz
Nasıl ki bugün düne dönüşmez
Bugün yarına kalışmaz
Her olay asla birbiri ile yarışmaz

Allah’ıma her var olan için şükredelim
Allah’ım var ettiyse buradayız
Yerimiz nerede? denildi
Bizden soruldu
Gelen biz değil sizsiniz
Ayak götürür
Akıl buldurur
Daha önce verdik
Varlığımız ay misali
Her bakana görülür
Her düşünen bize gelmiş olmaz mı?

Allah’ıma emanet olunuz
Sevmeyi mutluluk sayınız

Allah’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah