|
(Regaip Kandili)
MEVLANA’yım ben!
Cümlemiz yol bildik
Cümlenize yuvaya geldik
Selam olsun
Her alan gülsün
Sevgide umut var bilsin
Gönülde açanı
Yolunda geçeni görsün
Dağdan aşamam dedim
Düzde yaşamam sandım
Dağı da aştım
Düzde yaşadığıma şaştım dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:
Gölge beni bırakmasa
Su bildiğine akmasa
Duranı gören olur
Sorana bilen verir
Duman dağdan aşar mı?
Bilen yolu şaşar mı?
Taşlı yolda koşar mı?
Elden yoldan bilenin
Her olaya gülenin yanında
Gönüllü vardır
Kaydını soran yardır dedi
YUNUS’um söze girdi:
Fistan yamalı olsun
Soru yarıda kalsın diyene de ki;
Bilenin bilmeyenden farkı
Bilmeyi denememesindendir
Suyun gidişine uymamasındandır
Vermeyi her dileyen gelir
Elbet bilen verir
Dost elinde
Dost dilinde oluşur
Her dost elbet yuvada buluşur
Sözümüz gönüllerde gelişir
Geçti denilmesin
Ham meyve yenilmesin
Suyu dondu diyenler
Güneşi unutmasın dedi
YUNUS’um yürüdü
Katı olan katı bulur
Olduğu hali bedende bilir denilmesin
Kadere söz edilmesin
Danışmaya gönül açtık
Güzelden sözü seçtik
Doğuştan gelişen
Yaprakta oluşana
Yeniyi verdik
Söz dizeye gelince
Yol yüzeye inince
Görgü yerini bulur
Meydan cümlenin olur
Ceylan, sütü içenin
Seyhan, suyu geçenin yoludur dedi
Demde GEYLANİ söz aldı:
Demde yolumuz vardır
Cümleye gönlümüz kordur
Aldık verdik bilerek
Cümle bizden diyerek
Kör gözünü açar
Kar sözünü geçer dedi
GEYLANİ selamladı
Pay aldım
Doğuşu bilene verdim
Gül gördüm
Kıymetin bilene övdüm
Koşuya yol alana
Cümleye selam ilettim dedi
HAMZA DOST selamladı
Attan inemem diyen
Dosttan alamam demesin
Dostu uzak bilmesin
Selam sevenden gelsin
Selam cümlenize olsun dedi
ALİ sözü aldı:
Hay dedik söze girdik
Hay dedik yolu aldık
Hay dedik dostu bulduk
Hay dedik birde kaldık
Birde selama durduk
Sözü dost diye getirdik
Dağın taşı toprağı
Ayağıma gelse de
Cümle çirkin diyenin sözü
Beni bulsa da
Verdiğim değişemez
Bilen bildiğinden şaşamaz
Alan veren O’ndandır
Seven gülen O’ndandır
Değişen olmaz
Duyan uyan O’ndandır
Selamı size verdik
Selam diyenlerle
Beraber olduk dedi
ALİ yürüdü
|
Gedik açılan
Düzlük geçilendir
Yolumuz seçilendir
Verileni bilelim
Asla kaygu almayalım
Akan suya dur desen
Seni beni dinlemez
Olaya gelene uy desen
Yapıya uymaz
Doğuya dost gelişir
Doğuda dost buluşur dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:
Her dost diyene uy sen
Her post vereni duy sen
Demde oluşan
Dostla buluşan
Olayları gör sen dedi
KAYGUSUZ yürüdü
Pembe fistan giyersem
Gül nefesi alırsam
Adım size verirsem
Bende beni bilirler
Adım YÖRÜK çağırırlar
Ne yörük çadırında
Ağır sözü alırım
Ne toprak altında
Sözü yolda bulurum dedi
HASAN BASRİ sözü bağladı
Durma yolunu verdik
Sorma halini gördük
Vurma yaranı sardık denilir
Yerden gökten niyaz gönderilir
(Soru: Balıkesir’li HASAN BASRİ mi?-ÇANTAY-)
Eyvallah
Genişliği verenden
Her söze söz sürenden
Allah’ım razı olsun dedi yürüdü
Soframız açık bizim
Budur cümleye sözüm dedi
YUNUS’um söze girdi:
Her deste gül olaydı
Bilen gülden soraydı
Demde dilenen olur
Selam cümlede kalır
Soraydı dedik
Sözü selama bağladık
Ayrımız gayrımız derttir
Sizde dert olan
Gelende elbet dert olmaz
Bilen hatada kalmaz
Yaprak çiçeği bırakmaz
Ne var ki çiçek
Kokusundan yaprağa katmaz
Birbirini bilirler
Bile bile sevgili olurlar dedi
YUNUS’um dosttan selamını iletti
Vermeyi dileyen değil
Vermeye gönüllü olan verir
Cümle aynı yola bağlanır
(Resim
verilir)
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah
Gemiyi aşmaya
Deryayı dolaşmaya dedi
Kainatta cümleyi
Dağdan geldiğine inandırdı
Dağdan gelen nedir? denir
Gemiden söz edilir
Selden adım anılır, dedi
NUH cümlenizi selamladı
|