21 MART 1980


MEVLÂNA’yım ben!

Gönülden akışan
Gelen diye bakışan
Halden alıp verişen
Dünyaya geldiğimiz
Yaratan diye bildiğimiz günden
Ayrıya düşmeyelim
Cümlenize selam olsun

Çokluk gelse
Sözü verse denilir
Elbet çokluk gelir
Sözü izni olan verir
Uçan kuşun kanadına baktım
Kuru yaprağın dumanını ittim
Bileyim bilmeyeyim
Her verilene gönül yaktım
Açık camdan bakana
Elde mendil tutana
Sözden gelsin
Özden versin diyelim
Özden veriş nasıldır? denilir
Kendini mecbur hissetmeden verilen
Paylaşmak istenilen

Hamur alsam elime
Ocak yaksam geline
Yiyen de sen
Gören de sen denilir
YUNUS’tan söz istenir:

Kara ağaç düzen bilmez
Yerini gelene vermez
Çınar ömürden atmaz
Selvi yerde olanı tutmaz
Çünkü boyu yetmez
Doğan güneş
Sana bana bir verir
Akan sular
Toprağına gür verir
Suyun yolunu tutalım
Dilersek toprağı ekelim
Dilersek balığa olta atalım
Yaprağı geçmişte değil
Gününde bulursun
Elbet ömür yaprağı
Kökten yere inerse
Dala yaprak dolarsa
Her bilen yerinde kalır
Demde gelişene bakılır dedi
YUNUS’um yürüdü

Delik pabuç giyerim
Toprağımı sürerim
Gökte bulut görürsem
Şimşeği de severim
Karınca kaçar olur
Böceği uçar olur
Yağmura el verenler
Toprağa düşer olur
Gel yerimi arama
Sen toprağı tarama
Yoldan yelden şikayete düşme dedi

KAYGUSUZ dost halinde yürüdü

Soru: Bir kimseye mi hitap var?)

Darda olana gülme
Hiçbir dostunu silme
Dün hataya düşenler
Bu gün hale şaşanlar
Yarın gelse diyenler
Bilseler gün kulundur
Bilseler yol halindir

Koşuya gidilmeyen yoldayız
Taştan ağır gelse de
Suyun yürütemediği olmaz
Suyun eritemediği kalmaz
Olmayan kul bilmez denilmesin
 



Her kul olacak
Akan suya uyacak
Kalıp olmasa da
Dilenene uymasa da
Güne eklenen
Umut ile beklenen yapıya gelinir
Duyana ses kaygu vermez
Görene rengi silmez
Allah’ım kullarını
Birbirinden ayırmaz


Doyum yeterli midir? diyene sözüm
Doydum Allah’ım
Başka aş istemem der misin?
Yoksa her öğün
Yeniden yer misin?
Yeniye uyulan
Yenide duyulandır
Kapıyı açan kim? denilir
Bilim tasında ilim aşı yenilir
Güzel yerine daha güzeli getirir
Her gün bilineni götürür
Bilinmeyeni getirir

Değnek köre yön
Topala güç verir
Değnek düzende yerini bilmeyeni
Yolunu bulmayanı canından bezdirir
Değneği iyi mi kötü mü diyelim?
Dağılan sözde eğilene yön verir
Değirmene yağan yağmur su götürür

Katık alsam yola düşsem
Dilediğim kuşu tutsam
Adını bilsem bilmesem
Karda izini sürsem
Gelen var mı diye baksam
Yolun kalır mı? dedi
Dergah yoluna duran
Sorduğuna cevap veren
Aradığı her yerde
Gördüğü her kulda
Şerden uzaksın diyen
Bağımsız gönlünü
Bağımlı kulluğu ile özleştiren
PİR SULTAN ABDAL
Ağaca ayak attı
Gölgesinde yattı
Gönlünde niyet tuttu
Ya Allah Ya Allah Ya Allah diye diye
Kendinden geçti
Sözünü öylece seçti
Dost aşı
Düşman taşını silker dedi, yürüdü

Aymayı bilenden
Kendini bulandan
Gönüller yıkanır
Geldik verdik
Her sözcüden serdik
Sergide bulana
Bulduğuna uyana
Aldığını veresin
Bildiğini üretesin dedik

Gönüller alıcıdır
Akıl hallacı
Yorgan mı olacak? diyene sözüm
Aydın gelsin özün
Kapı kapı dolaşsan
Her sorduğun ile halleşsen
Bildiğin yeterli olmaz
Çünkü hallacın çalışmaz

Cümlenize selam olsun
Allah’ım her niyetten razı gelsin

Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

20mart1980

SOHBETLER

28mart1980