30 HAZİRAN 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Karar yerden göğe açılır
Niyet ile dilenen yoldan geçilir
Cümlenize selam olsun
Gönüllerde açan güller
Her dileyeni bulsun

Kapı kapı dolaştık
Kulları ile halleştik
Geçersiz denilen her olayı
Geçerli hale saydık dedi
YUNUS’um sözü aldı: 

Akan sularda durdum
Heybeyi omuza vurdum
Gelen geçene sordum
Alacağın mı, vereceğin mi
Gönlünü doldurur?
Kimi alacağım dedi
Kimi vereceğim
YUNUS ile söyleşen
Aldığı verdiği ile eyleşene
Selam olsun
Desin ki;
Hem alacağım
Hem vereceğim
Almazsam, vermeyi nasıl bileceğim?
Yapraklar örtü geldi
Topraklar serti sildi
Ağaçta sırtı buldu
Gün gün aldığınıza
Her dileyene verdiğimize
Her dalı şahit oldu dedi
YUNUS’um selamladı

Bakır çaldım
Pirinçe verdim
Elde olanı bilekte saydım
Her günün gecesinde
Yıldızlara sordum
Geceden mi güzelsin?
Güneşten mi özelsin?
Dediler ki;
Bir bir oluştuğumuz
Kainatta buluştuğumuz
Varedenin sırrındandır dedi
İBN-İ SİNA sözü aldı:
 

Yıldızdan yıldıza yol açalım
Seferde olana ışık saçalım
Dost kapısında
Bekleyen her kuluna
Müjde verelim
Gölgesiz günün gecesinde
Her yıldızın hecesini görürler
(Soru: Kime?)
Gölgesiz gün geçiren
Cümle kullarına.
Yapıya her kulu talip olur
Ne var ki nasibi olan bulur dedi
İBN-İ SİNA her yıldızın
Bir gölgeyi sildiğini söyledi, selamladı

Çaydan aldığına değil
Nehirden dolduğuna sevindik
Her adımda adı ile övündük
HAMZA DOST’a değindik
Dedi ki;
Hal almayı dileyenin
Her sözünü eleyenin
Gönlünde olan konuyu beleyenin
yardımındayız
Geldiğimiz her anda
Bildiğiniz her zanda
Mevcut olan bilgiyi
Katıksız veririz
Dumansız bilgi
Meydanı boş gösterir
Her olayı hoş gösterir
Doğudan Batıya her zerre
Kulunu bütünler
Gayreti, aklınla gönlünü
Birlemekte göster
O zaman
Sen ben silinir
Mana ile madde birlenir
Mana, madde ile bütünlendiği anda
Geçici olan değil
Gerçekçi olandansın
Madde denilen
Para ile pul değil, bedenindir
Aklın, gönlünü güdenindir
Aynı ölçüye alırsan
Aklın ile gönlünü
Dünyada kıyamete kadar
Sürdürürsün ömrünü dedi
HAMZA DOST.
Sayılı günlerin bitiminde yaşanan
Hayırlı olaylara
Gönülden niyazdayız
 

Aynaya bakarsan
Eşyanın dengini görürsün
Gördüğün gerçekte
Gönlündeki zengini bulursun
Ağacı, besleyen süsleyen diyebilirsin
Oysa ağaç, telefondur, telsizdir
(Soru: Tefekkür?) Eyvallah
Ağacın gerçeği odur
Resulü, her nefeste
Ağacın vergisine uymuş
Vereceğini ondan sormuştur
 



(Soru: Ağaçla mı konuşuyor?)
Eyvallah
(Soru: Zikirde?) Eyvallah
Taş, toprak oldukta hileyi siler
Gerçeğe her varolanı hazırlar


MERKEZ’ime danıştım
Dedi ki:
Çoğunluğa uydun mu?
İnce sesi duydun mu?
Koruk alıp eline
Değemez diye
Yere koydun mu?
Konuk gelen kuluna
Yerden gökten verileni sordun mu?
Öyle ise, gönlünde olandan
Kayguyu silesin dedi
MERKEZ’im sözü
MERYEM’e verdi: 

Bunaldım su dilerim
Gelen geçene söz ederim
Dilenen her eli tutarım
TOKTAY adına selam aldım
Gönülden gönüle aktarılan
Her olayda gerçek vardır
Peygamber görmek
Asla geçersiz rüya değildir
Rüya da değildir
Açmayı dilersen
Bekle derim
Dört duvarı örttüğünüz
Damına bayrağı diktiğiniz gün gelir dedi
MERYEM selamladı
(Soru: Rüyaya mı?) Eyvallah


Dünyaya her gelen
Geldiğine değil
Bulduğuna sevinsin dedi
YAHYA sözü aldı: 

Yol dağdan geçiyor ise
Seyri güzeldir
Zor olsa bile.
Dumana asla yer bulunmaz
Bilen gerçeği silmez
Aldık geldik
Kayguyu silen ile
Beraber olduk
Akan suda dolduk
Yorgun değiliz
Yolumuz uzun
Yargıda değiliz
Haliniz düzgün dedi
YAHYA EFENDİ selamladı

Her yıldızın adına
Selam verelim
Geçmişte değil
Günde kelamı bilelim
Soyluya adı verilse
Yerden göğe direnirdi
Soysuza nokta denilse
Adı ile gerinirdi
Her satırda kul övülse
Kalanlar hep dövünürdü
Her kulu övülür
Ne var ki
Kul gönlündeki ile sevinir
Gülün çiçeği övülür, dikeni değil
Öyle ise, diken geçersiz midir?
Diken, gülün koruyucusudur
Hem de kulu korur
Çünkü dikenin özelliğinde
Gülün zehiri vardır
Gülü besleyen maddenin döküntüsü
Dikenindedir
(Soru: Tortusu mu?) Eyvallah. 

Binbir örtü örtülür
Bilemezsen yırtılır
Eli nazik tutalım
Her örtüyü bir bir açalım
Gümüş iplik bulursak
Açık geleni dikelim
Dost adına geldik size
Dost adına girdik söze
Almayı dilenen düze
Cümleniz ile geldik dize
Sofra açık dedikte
Tatlı aşı yedikte
Hay diye diye kaldık
Hayırda gerçeği bulduk
SALAVAT okusun

(Romatizma için):
Yaprağın tazesine
Limon yaprağı
Kaynatılsın
Limon suyu ile karıştırılsın
Her gün ayaklar banyo yapılsın
Soğuk değil, sıcak değil
Yaprağın geçirdiği
Her evrim verilir
Kulunda şifa görülür
(Not: Evrim: Her gün çok taze yapraktan
olgun yaprağa doğru kaynatılacak)



ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah