19 KASIM 1984


MEVLÂNA'yım ben!
 

Neymiş yolun güzeli?
Neymiş yoldaki hanın düzeni?
Neymiş handaki hancının gazeli?

Değirmende su buldum
Su ile güğümü doldurdum
Gönüldeki kayguyu kaldırdım
Değmez diyene sordurdum
Gelişine mi?
Gidişine mi?
Denizden dalgaları saysam
Esen yel ile gelen sesini duysam
Görmeden denizi
Nasıl tarif ederim?
Kendini bilmeyeni
Nasıl arif tutarım? dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Siniyi aldım sofraya
Somunu getirdim
Her dileyene kopardım
Niyaz ile gürlendiler
Ayağıma düzen verdim
Yolumu buldum
Yazana uydum
Kendi gölgemden
Benliğimi sordum
Gölgem bana dedi ki;
Güneşten alırsan
Yere gölgen düşer
Benliğin nefsine uyarsa, taşar
O zaman yolun gidişine
Yolcu koşar
Yaprakta okuduğun
Sevgin ile dokuduğuna
Allah’ım dedik sevindik
Verginiz ile övündük
Allah'ım razı olsun
MERYEM ile söyleşen
Dört kapıya
Niyaz ile yaklaşandan.

Her eşik
Gerçeğe açılan beşiğe götürür
Beşiği bulduğun an kayguyu bitirir
En güzeli bulayım diyene de ki;
En güzel; Senin gönlünde olandır
Gönlüne dolandır
En güzel; Yaratıldığını bilen
Yaratanı bulandır dedi
YUNUS’um ile
MERYEM selamladı

Dar yola girenin eteğini çekme
Rabb’im kendini bilen ile
Kendini arayanı görür
Eteğinde taş olanı dürtme
Yaratan ile yaratılanın arasındaki
Hükmü sökme
Varlığın, vareden ile
Duymaya müsait ise
Ne yoz, ne toz yolunda durmaz
Yoruma girmez dedi
Mayaya un katan
Un ile ocağa giden
Sohbeti sofraya döken
SOMUNCU sözü aldı:


SOMUNCU niyaz ocağını yakar
Anahtarı kilide takar
Dileyen gelsin
Kapıyı açık bulsun diye
Sofraya otursun
Somun ile doysun diye
Gönüller birbirine katılsın
Sohbete girilsin diye
Niyazına gelenin yerinde
Söz ehli var dedi
SOMUNCU selamladı

MERKEZ’ime niyaz eden
Niyazını cümleye katana
Dağlar yolunu açsın
Niyaz ehli
Açılan yoldan geçsin
Her emeğin nimetine
Cümleniz ortak olsun
Bir tepsiye
Bir el yetmez
Binbir elden gelen
Asla bitmez
Bal alan
Sirke satmaz
Acı geleni
Kimse elinde tutmaz
Ben güldüm yeterlidir diyen
Kendini ömründe eleyendir
Dost kapısı
Elele geçilir
Kement atılan olaydan
Mayayı eksik etmeyiniz
Elde asla
Elenmemiş un tutmayınız
Bahçeme ekeyim dersen
Önce toprağı düzenlersin
Gübreler, sularsın
Besleyici hale getirir
Fidanı öyle dikersin
Bahçenin düzenine ortak olalım
Güzelliğini birlikte görelim dedi
MERKEZ’im selamladı

Bağlara girsem yasak
Sahibine danışırım
Dost olmaya çalışırım
Gel gör derse, buluşurum
 



Gölgeyi denemeden
Gerçeği sınamadan bulurum
Bağladığım mendili
Dostluğunu harcamadan çözerim dedi
YAHYA EFENDİ söze geldi:

Binbir emek
Bir lokma ekmek
Ne sana eksik gelir
Ne isteyen
Kendinde olanı bulur
Çözelim her düğümü
Dayanmayı bildi isek
Su alayım kuyudan
Yaya gideyim kıyıdan
Gönlümü sakındım
Dumandaki koyudan dedi
YAHYA EFENDİ selamladı

Sıcak soğuk bilinir
Mevsim dörde bölünür
Her birinde sorulur
Bağcıya mı, dağcıya mı?
Kimi bağcı özenlidir
Yerden göğe sevinir
Kimi dağcı düzenlidir
Yerden göğe sakınır
Kimi yolcu avaredir
Gelen gidene bakınır
Yağmur yağsa
Su var der de dökünür
Gelsem geçsem her yolcudan
Sorgu alsam Pir kulundan
Asla derde düşmezdim
Düşen olsa şaşmazdım
PİR SULTAN ABDAL selamladı


Dumanlı dağlarda
Yolum bulayım
Bağıma su bol gelsin
Dileğimce sulayım dedi
SARI ANA sözü aldı:

Her adına niyaz verdik
Her nefeste güzeli gördük
Sırrı ile sırlandık
Tozu ile kirlendik
Bir yudum suya zorlandık
Alanlarla bilenlerle
Her nefeste gürlendik
Adım attığımız topraklar
Niyaza durdu
Derde deva her çiçek
Benliğini sundu
Birliğe talip olan
Nefsine galip gelendir
Güzele gönül verendir
Serçe ile şahinin farkı
Sadece beden yapısındadır
YUNUS ile KAYGUSUZ’a selam verelim
Her birini sofranızda görelim
Bilgi sinisinde
Sevgi helvası karalım dedi
SARI ANA niyaz ile yoluna durdu, selamladı

Kumda yürüye yürüye
Yemeniyi sürüye sürüye
Demde sohbete verdik
Her gönülde
Gerçek ilmini gördük dedi
HAMZA DOST sözü aldı:


Geminin halatına
Çamaşır seremezsin
Elindeki kama ile
Tarlayı süremezsin
Yudum yudum almazsan
Gerçeği bilemezsin
Bir benden, bir tenden diyenlerle
Sofrayı kuramazsın
Açalım, dileyen gelsin
Nağmeye düşen dönsün dedi
HAMZA DOST.
Sözün en güzeline
Resulü sahipti
Cümle ona şahitti dedi, selamladı

Resulü’nün, kulluğu tarifi şöyledir;
Meyveyi aşsız yemeyen bilmez
Bulguru taşsız arayan bulmaz
Kul ile kulluğunu bilirsin
Gönlünde olan ile
Gerçeğini bulursun

Mevlâna’yım!..

Her yolda
Benliğini atacak bir konu
Sözünü alacak bir konut bulursun
Aldığını hazmedersen
Olduğun yerde kalırsın
ALLAH’ıma emanet olunuz


(Resim verilir: MEVLÂNA ile ATEŞBAZ VELİ)

Dostluk sofrası kurduk
Acı soğanı kırdık
Somunu ele aldık
ATEŞBAZ VELİ ile sohbete daldık


ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah