|
Sözlü
Tebliği:
Bilmeyene dar gelen
Olmayana hor gören
Gölgesini ararsa
Görgüsünü tararsa
Güneş ile yanardı
Ağacın zirvesine konardı
El ile başlar,
Ayak ile biter.
Gönülde aşkı tüter
ADEM bir halde geldi
Geldiği halde buldu.
(Soru:
‘Hal’den
kasıt
nedir?)
Cümle yaratılmışlığın içinde
kulluğunu bilmek
(Soru:
‘Bilerek
geldi’
‘Bilerek
kaldı’
mı
demek?..)
Ademoğulları çoğaldıkça
Bilgi örtüleri de arttı
Resulü her yaratılanı tanıttı
Sihir; sözün gerçeği değil
Düşüncenin pürçeğidir
(Soru: Gördüklerinizi
anlatır
mısın?)
Duvarı olmayan kapı
Bilgiyi aşmayan yapı
Döne döne geldiler
Yapıda yerini aldılar
Söz aldılar daldılar
Bir karara vardılar
Özümüz cümleye kalsın
Sorular dilden dile gelsin
Cennet cehennemi akıllar silsin
Desinler ki;
Esirgeyen, Bağışlayan
O’nun ile olanı
O’ndan geleni güzel bulanı
Yargılamaz, sorgulamaz
Resulü’nün diline
Kal’em verdi eline
Taşı toprağı değil
Kulu getir yoluna
Kulunuz Rabb’im dedik
Kulluğuna sevindik
Hikmetine sığındık
Rahmetinde barındık
Cennetin güzelini
Ölmeden bildik
Büründük
|
Bir rengi bilsen yeter
Yedi renkte soru biter
ADEM’i aradılar, bilemediler
Saçını taradılar, göremediler
(Soru:
ADEM’in
anası
babası
kimdir?
Yeryüzüne
zerre
halinde
mi
indi
doğmadan?..)
Zerreleri bütünlendi
ADEM tamamlandı
(Soru:
Nerde
tamamlandı?
Bu
dünyada
mı?)
Suyun başında
(Soru:
Kâbe’nin
olduğu
yere
mi
indirildi?)
Eyvallah
Binbir melek yöneldi
Emanetler birbirine eklendi
Rabb’ini üflesin diye bekledi
(Soru:
Üflenen
nedir?)
Binbir melek döndüler
Yedi rengi
ADEM’e örttüler, döndüler
ADEM gözünü açtı
Allah dedi
İlk sözünü seçti
Dünya gününe geçti
Belge
alayım denir
Bilge olmak istenir
Cümleye ADEM’in selamı iletilir
Çevre bir duvar değil
Binbir duvar olsa
Rabb’ine eğil
Benden sana kulluk
Birdir
Birlikte kalır
Her kulu
Rabb’inden gelir
Rabb’i ile olur
Rabb’ini bulur
|