08 MART 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Her günümüz güzelden aldı
Gönlümüz güzel ile kaldı
Bilgimize gerçeğin ışığı doldu
Cümlenize selam olsun
Deryanın rengi bulutsuz gelsin
Nasıl olur? denilir
Bulut var ise gökte
Deryanın renginde maviyi bulamazsın
Güzelliğini övemezsin

Dost ile doğruyu bildik
Sevgimizde gerçeği verdik dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Doğruyu ağacın dalından
Sevenin halinden
Gezenin yolundan ararsan
Çevrende gördüğüne göz at diyeceğim
Sevgimizi paylaştık diye
Olmuş meyve yiyeceğim
Doğduğumuz güne şükredecek
Bildiğimiz güne semaya yöneleceğiz

Gel dönelim nefsimizi yenelim
Dedim de her sorana
Kimi güldü, kimi şüphesiz geldi
Aymayı bildiğimize
Dumansız olduğumuza
Cümlesi şahit oldu dedi
YUNUS’um elden ele
Dilden dile adımızı anandan
Rabb’imin rızasını diledi, selamladı

Geldik gelin var diye
Dedik telin var niye?
Dedi ki;
Tel mutluluğun bağıdır
Güzel olanın çağıdır
Bütünlüğü bilenin çoğudur
Bağlarsan teli
Seversin hali dedi
TELLİ sözü aldı:

Sepetten aldım elma
Gerçeğe verdim ayna
Alasın doyasın
Uyduğun halde bulasın dedi
TELLİ selamladı

Sağdan aldım suyumu
Soldan buldum huyumu
Sayacağım varımı
Serpeceğim darımı
Yoldan yola gidersem
Yolda sürü güdersem
Görenler sevinecek
Alanlar uyanacak dedi
BEHLÜL’üm söz ile özü
Birden bine bağladı

Her ağaç doruğunda tek yaprakta kalır
Mevsim geldikte çokluğu bulur
Ağaca tırmanayım
Tek yaprağı ben olayım dedim
Karda kışta yük olmayı denedim
Güneşin verdiğinden
Verdiğini gördüğümden
O zaman haberdar oldum
Bekledim yaz gelsin
Sakladım gönül ersin dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Taze yaprak alacağım
YUNUS ile geleceğim
Sevginize ortak olacağım dedi
KAYGUSUZ sözü aldı:

Ayağımın izinde
Sevgilinin sözünde
Yama varsa dizinde
Postumu sereceğim
Gel dostum diyeceğim
Bağlara su yürüdü
Dağlarda kar eridi
Yerden göğe yöneldim
Yar adına yol aldım
Bilmeyene zor dedim
Olumsuza bakarsan
Zamanını yakarsın
Gönülden gönüle sevgini ver ki
Eteğindeki taşı dökesin dedi
KAYGUSUZ selamladı

Sayacağım sürümdeki kuzuyu
Duyacağım ava giden tazıyı dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Ocak yaktım aşıma
Kazan koydum taşına
Cümle gelsin dedim
Kurulan soframın başına
Lâle sümbül az gelmez
Bilen kulu toz vermez
Çağrı Yüce’nin emri
Meyvesini az vermez
Tuz ektim aşınıza
Yer ettim başınıza
Allah’ım yardımcı olsun koşunuza dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

 



Doydum diyemedim güzelliğine Allah’ım dedi
VEYSEL’im sözü aldı:

Dört duvara bina deme
Yerden göğe nasibini gür eden
Her adında kendini kullarına bildiren Sensin
Bırakma Allah’ım
Sonsuza niyet kurduk
Akan suya adım attık
Kurutma Allah’ım dedi
VEYSEL’im selamladı

Adağım sana bana
Ödevim cümleye dedim
Hak izini, Hak sözünü aldım
Benliğimi besledim
Günlüğümü süsledim dedi
HACI BAYRAM sözü aldı:

At ile gideceğim
Uzun yolda aradığım gerçeği bulacağım
Ses veren her zerremde
Sevgimi yayacağım dedi
HACI BAYRAM selamladı

Ak üzümü bulduğum gün
Tane tane yiyeceğim
Şükür Allah’ım diyeceğim
Kara üzümün
Salkım salkım suyunu içeceğim dedi
HACI BEKTAŞ sözü aldı:

Sepet elimde bağda gezerim
Salkımı ele aldım suyunu süzerim
Bekletmeden içerim
Her hücreme tazelik verir
Akıldan geleni mantığım görür
Yanılma yok
Üzümü bekletmeden sıkalım
Suyunu öyle içelim
(Soru: Esmer’e ilaç mı?) Eyvallah

HACI BEKTAŞ üzüm suyunu sever derseniz
Tazesini diyeceğini bekleyeni değil
Cevher, olduğu gibi güzel değil derseniz
Bildiğiniz gibi işlerseniz
Değeri sizin için büyürse
Bizim için olduğu gibi güzeldir dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

MERYEM’den söz diledik
Doymayı dileyelim diye
Aldığımızı eleyelim diye
Soyunduk gerçeğe
Özümüzden geleni bekleyelim diye

MERYEM her sözün özünde birliği görür
Cümleye olan sevgisini korur
Dert denilen her olayda aydın kapıyı bulur
Açalım yüzümüzü
Görelim özümüzü
Tutalım sözümüzü dedi
MERYEM selamladı

Suyun derinliği
Huyun serinliği
Güzele renk verir dedi
HAMZA DOST sözü aldı
Doğruya eğilen ile
Dostluğa yöneleni
Her bilene övdü:

Selamet, selam diyeni bulur
Gölgede olanı güneş ile buluşturur dedi
HAMZA DOST selamladı

Sevelim, her güzeli övelim
Sevginizde gerçeği görelim dedi
MERKEZ’im sözü aldı:

Gönülden gönüle aktardığın her konuda
Çevrende olandan sorumlu değilsin
Kayguya düşme
Ne derse desin şaşma dedi
MERKEZ’im bileni bilmeyeni sevgi ile övdü, selamladı

YUNUS

ALLAH’ıma emanet olunuz!
ALLAH’a ısmarladık.


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah