11 MART 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Karardan dönemeyiz
Ne gelse kınamayız
Selam olsun cümlenize
Güneş doğsun kaydınıza

Değirmene su geldi
Suyu dileyen aldı
Soğuk sıcak yerde kaldı dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Seyrettiğim topraklar
Yere düşmez yapraklar
Gel desem er kuluna, göze vermez
Dost elinden taşı almaz dedi
YUNUS’um selamladı

Doğuştan yol bilene
Yolda sürü güdene
Eğittiği her kuldan
Halin nedir? diye sorana dedi
YUNUS’um aldığı her nefesten
Cümleyi selamladı

Soydan gelse dost bilir
Gönlü dolsa post bulur
Dağlara selam verse
Seyrine cümle gelir dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

Kuyuya taşı attım
Sesinden gerçeği ittim
Ne aldıysam onu sattım
Gölgeden geldim
Güneşi buldum
Güzel ne güzelsin, olduğun gibi
Güzel ne güzelsin, bulduğun kadar
Güzel ne güzelsin, uy ki güzelliğin olmasın heder dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Emrine uyduk
Resulü’nün sesini duyduk
Çevreye döndük
Aşkına yandık
Doğruya yöneldi isek
Aldığımıza şükür dedik kandık dedi
AHMET YESEVİ ak atı ile ak bulutta buluştuğu
Dost sofrasına selam iletti
Elden aldığını gönülden veresin
Dilden bildiğini halinden gösteresin dedi
YESEVİ selamladı

Yağmurdan geçtiğini bilen
Güneşten rengini alana

Dayandığımız bir sözdür
Güvendiğimiz gerçek özdür
Seyre gelsek biliriz ki
Senden hazdır
Yumuşak yol alana
Sevgisini dostta bulana inanırız dedi
HACI BAYRAM söze geldi:

Binbir kapıyı birledik
Hay dedik aşkı ile gürledik
Gelsen dediler de
Gelmeyeni zorladık
Dost sohbeti güzeldir
Sözü söze katmazsan
Gönlüne geleni birkaç pula satmazsan
Postumuzu serelim
Her geleni görelim
Niyazını soralım
Seherde mi? Seferde mi?
Yapraklar söze gelse
Toprakta dizin izi kalsa
Eğilen dalları görürdün
Kar misali erirdin dedi
HACI BAYRAM selamladı

Gelen giden
Sohbetimizde yoruma dalan
Yağan yağmura bereket diyen

Konuk olsak yuvaya
Gönülle girsek havaya
Dostluğumuz paylaşılır
Doğru ile eğri konuşulurdu dedi
MERYEM sözü aldı:

Senden benden bağlanan
Tek isim, tek yaratan
Gönüllerde izlenen
Resulü ile gözlenen tek kainat
Bütünün vergisidir
Ne olursa olsun
Kimden gelirse gelsin
Sadece Rabb’imin yargısıdır

At ile gidersem yola
Durduğum yerde verirsin mola
Ne derlerse desinler
Doğru bildiğini söylesin kula dedi
MERYEM selamladı

 



Her öğütü bir bohçaya koyduğun
Gelen geçen ile
Günleri saydığın yerde
Beklenen güzeli göreceksin
Yolun verdiğin her olaya
Bohçaya koyduğun öğütten yayarsın
Gelen de alır, gülen de dedi
KAYGUSUZ dört yaprağı bir bütüne ekledi
Aldığı her bilgiyi önce kendine sakladı
Adağım olursa dağıtacağım
Aldığım bilgide dileyeni eğiteceğim dedi de
HACI BEKTAŞ’a sordu;
Saklanan bilginin sahibi misin?
Dost dost dedi
KAYGUSUZ secdeye geldi
Kendinden kendine sordu;
Aldığının bir harfini saklayamazsın
Öyle ise güç ver Rabb’im
Senin vergin olmazsa
Aldığımı Hak’layamam
Bekçi olsam bekleyemem dedi
KAYGUSUZ sözü HACI BEKTAŞ’a verdi:

ÖMER’den söz ettiysek
EBUBEKİR’e sözümüzü verdiysek
OSMAN ile gerçeğe nokta koyduysak
ALİ ile nefesleri paylaştıysak
Resulü’ne ulaşalım
Hak adına çalışalım diye

Aynayı önce kendi yüzümüze
Sonra da cümleye çevirdik
Alanı olduğu gibi bildik
Vereni Rabbi'mden diye aldık
Her yaratılanı güzelliği ile sevdik
Bir tasa altını
Bir tasa gümüşü koyduk
Ağırlığı aynı da değeri başka
Allah'ım dedik
Gümüş dileyenle alır
Dilediğini bulur
Altın ile ağırlanalım
Sevgimiz ile gerçeği sunalım dedi
HACI BEKTAŞ
İki öğün kekik çayı içilsin
Gönülden feraha geçilsin diye niyaza geldi

Sefere gidelim mi?
Yolumuz açık
Senden yumuşak bilelim mi?
Gönlümüz aldığı ile gerçek

Doğu’dan Batı’ya gedik açılır
Olumsuz olandan geçilir dedi
SARI ANA söze geldi:

Beklemeden alayım
Ağaçtan meyveyi toplayım diyen her kul
Gölgesinde barınır
Sevgisi ile korunur
Senden aldığım bir öğüt ile
Ömrüm beslenir
Sevgim ile günüm süslenir dedi
SARI ANA selamladı

Birden ona sayayım
Onbir deyim uyayım
Açık gelse sözünüz
Benliğimi soyayım
Ne derlerse desinler
BEHLÜL’ün elinden
Ak üzümü alsınlar
Dileyene sorsunlar
Bilen bilmeyen adımı anardı
Ağaç olsam gelir dalıma konardı
Ağaç buldum yaprak çok
Kökü dedim toprak çok
Oluşanı gelişeni bilen yok
Gel niyaza dedim de
Hani cami? diyen yok
Toprak dizine gelir
Sema gözünde kalır
Sular aktığı yerden
Dostlar baktığı günden
Selam verir dönerler
BEHLÜL derler gülerler
Gülsün gülenler
Gelsin bilenler
Umduğunuz gününüzde
Yansın çerağlar dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Seyran o seyrandır ki
Ne durur ne vurur
Her göreni alır
Seherden sehere selamı iletir


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah