|
MEVLÁNA'yım ben!
Gelmeyi dileyenler
Bilgiyi eleyenler
Düğün dernek sorsalar
Güzel
güne yorsalar
Ne elek kalırdı
Ne yerden söz gelirdi
Cümlenize
selam olsun
Doğruyu eğriyi kulun mantığı bulsun
Su başına oturduk
Eski sözü bitirdik
Günü güne getirdik
dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Balıklar koşuya gelmiş gibi
Deryaya dala dala yürürler
Elde
kırıntıyı görürler
Seyre daldı isek gidişi
Selam ile alalım her
işi dedi
YUNUS’um selamladı
Beklediğim gelmezse
Götürdüğüm bilmezse
Dost adına selam
vermem denilmesin
Sebeplerden sorguya düşülmesin
Günlerden
alırız
Güllerle veririz
Cümlenizi selamlarız dedi
AHMET YESEVİ sözün bağını dileğine ekledi
Gayb; seyre gelmeyendir
Görgüde olmayandır
Günün konusunda
Nokta konulmayandır dedi
YESEVİ selamladı
Saymayı denediğimiz her emeğin
Getirdiği örnek vardır
Bilmediğin
senin için sır ise de
Bilindiği gün açılandır
Öyle ise, günü
gelmemiş konu
Bilen için sır değildir
Bilmeyen için örtüdedir
Dağlara taşlara sorsan
Gördüğüne yorarsın
Bildiğin kadar kavrarsın
Rabb’im Kur’an’ı
Okuyun, öğrenin, Öğretin diye verdi
Kainatı
kulunun önüne serdi
Öğren, Öğret, Uyan, Uy
Hizmet kulun
kulluğunun bir bölümüdür
Onu da yapmaktan kaçınırsa kulu
Nerede
bulacak yolu?
Gönlüm cümlenin
Ömrümü cümleye emekçi yaptım dedi
PİR
SULTAN ABDAL sözü aldı
Dost misali sohbete daldı:
Yerden almadık mı izi?
Resulünden bulmadık mı sözü?
Cümle için
çalmadık mı sazı?
Elden ele açılalım
Hak yoluna seçilelim dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı
Vardığımız yol bizim
Dönüşe diyemeyiz
Bağda gördüğümüz üzüm
Sahibiyiz diyemeyiz
Dağlardan almadıysak
Bağlardan
bulmadıysak
Çevreye gülmediysek
Doğuşa bekleriz
Değirmene su
ekleriz dedi
KAYGUSUZ seyre daldı:
Dört kapı açıktır;
Seni beni bilene
Rabb’im verdi diyene
Dört
yol açıktır;
Her geleni sevene
Lokmasını verene
Güzel çirkin
silene dedi
KAYGUSUZ selamladı
Ak at ile geleceğim
Rabb’im verdi güleceğim
Seferde olandan
Güzeli soracağım dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
|
Gönüller açık olsun
Gerçeği soran bilsin
Her satırda Rabb’imin
emrini bulsun dedi
EYYÜB’üm selamladı
İneceğim topraktır
Döneceğim yapraktır
Ne aradım, ne buldum
Sunacağım emektir dedi
MERKEZ’im el üstüne Nas ile verdi:
Sunduğumuz her nefeste
Soyduğumuz heves vardır
Gönülden
geldiği gibi dedi
MERKEZ’im selamladı
Bülbüller söyler de
Güller susar mı?
Sevgiler doğar da
Güneş
batar mı?
Kul sevgiliye kin tutar mı? dedi
HAMZA DOST söze
geldi:
Her bağda bağcıyı ararsın
Üzümü satsın diye
Nasibine yenisini
katsın diye
Güldür Allah’ım diyelim
Dost sofrasına geldik
Tatlı aşını yiyelim dedi
HAMZA DOST selamladı
Siniyi koyduk sofraya
Örtüyü serdik tafraya
Açmadık kayguyu
Seçmedik arsız duyguyu dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:
Bitti mi eni konu dert dediğiniz olay?
Güttü mü sürüsünü her
çoban kolay?
Gelsin suyumuz
Gülsün soyumuz
Sevilsin huyumuz
Bende bir, sende bir
Günde bir, sonda bir
Rabb’im cümlenizin
nasibini kılsın gür dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Basamak çıktım güzele
Dedim; Selam verelim ezele
Döne döne
geldiysek güne
Soyalım nefsimizi gerçek yöne dedi
BEHLÜL’üm selamladı
Bayrak özelliktir
Dost bilindi isen
Dostluğunu cümleye verdi
isen
Almam derlerse
Ham meyve yerlerse
Boğazına takılır
Toprağına diken ekilir
Yollar açıktır bize
Bayrak açıktır her
söze
Gönüller birliği kurar
Gölgeyi niyazımız siler dedi
HACI BAYRAM cümlenizi selamladı
Asmayı budayanlar
Beklesinler görsünler
Dostluk çağrı ile
değil
Bilgi ile geliştirilir dedi
VEYSEL’im söze geldi:
Binbir Tevhit okuduk yollar açılsın diye
Binbir Salavat
getirdik bayrağı diksin diye
Gölgesini sileceğiz
Resulünün
adına selameti bulacağız dedi
VEYSEL’im selamladı
(Soru:
BAYRAK nedir?)
Doğudan batıya her adımda
Birliğe verilen
sancak dedi
Dostları niyaza çağırdı
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |