14 MART 1985


MEVLÁNA'yım ben!

Gelmeyi dileyenler
Bilgiyi eleyenler
Düğün dernek sorsalar
Güzel güne yorsalar
Ne elek kalırdı
Ne yerden söz gelirdi
Cümlenize selam olsun
Doğruyu eğriyi kulun mantığı bulsun

Su başına oturduk
Eski sözü bitirdik
Günü güne getirdik dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Balıklar koşuya gelmiş gibi
Deryaya dala dala yürürler
Elde kırıntıyı görürler
Seyre daldı isek gidişi
Selam ile alalım her işi dedi
YUNUS’um selamladı

Beklediğim gelmezse
Götürdüğüm bilmezse
Dost adına selam vermem denilmesin
Sebeplerden sorguya düşülmesin
Günlerden alırız
Güllerle veririz
Cümlenizi selamlarız dedi
AHMET YESEVİ sözün bağını dileğine ekledi

Gayb; seyre gelmeyendir
Görgüde olmayandır
Günün konusunda
Nokta konulmayandır dedi
YESEVİ selamladı

Saymayı denediğimiz her emeğin
Getirdiği örnek vardır
Bilmediğin senin için sır ise de
Bilindiği gün açılandır
Öyle ise, günü gelmemiş konu
Bilen için sır değildir
Bilmeyen için örtüdedir
Dağlara taşlara sorsan
Gördüğüne yorarsın
Bildiğin kadar kavrarsın

Rabb’im Kur’an’ı
Okuyun, öğrenin, Öğretin diye verdi
Kainatı kulunun önüne serdi
Öğren, Öğret, Uyan, Uy
Hizmet kulun kulluğunun bir bölümüdür
Onu da yapmaktan kaçınırsa kulu
Nerede bulacak yolu?

Gönlüm cümlenin
Ömrümü cümleye emekçi yaptım dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı
Dost misali sohbete daldı:

Yerden almadık mı izi?
Resulünden bulmadık mı sözü?
Cümle için çalmadık mı sazı?
Elden ele açılalım
Hak yoluna seçilelim dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Vardığımız yol bizim
Dönüşe diyemeyiz
Bağda gördüğümüz üzüm
Sahibiyiz diyemeyiz
Dağlardan almadıysak
Bağlardan bulmadıysak
Çevreye gülmediysek
Doğuşa bekleriz
Değirmene su ekleriz dedi
KAYGUSUZ seyre daldı:

Dört kapı açıktır;
Seni beni bilene
Rabb’im verdi diyene
Dört yol açıktır;
Her geleni sevene
Lokmasını verene
Güzel çirkin silene dedi
KAYGUSUZ selamladı

Ak at ile geleceğim
Rabb’im verdi güleceğim
Seferde olandan
Güzeli soracağım dedi
EYYÜB’üm sözü aldı:
 



Gönüller açık olsun
Gerçeği soran bilsin
Her satırda Rabb’imin emrini bulsun dedi
EYYÜB’üm selamladı

İneceğim topraktır
Döneceğim yapraktır
Ne aradım, ne buldum
Sunacağım emektir dedi
MERKEZ’im el üstüne Nas ile verdi:

Sunduğumuz her nefeste
Soyduğumuz heves vardır
Gönülden geldiği gibi dedi
MERKEZ’im selamladı

Bülbüller söyler de
Güller susar mı?
Sevgiler doğar da
Güneş batar mı?
Kul sevgiliye kin tutar mı? dedi
HAMZA DOST söze geldi:

Her bağda bağcıyı ararsın
Üzümü satsın diye
Nasibine yenisini katsın diye
Güldür Allah’ım diyelim
Dost sofrasına geldik
Tatlı aşını yiyelim dedi
HAMZA DOST selamladı

Siniyi koyduk sofraya
Örtüyü serdik tafraya
Açmadık kayguyu
Seçmedik arsız duyguyu dedi
BEHLÜL’üm söze geldi:

Bitti mi eni konu dert dediğiniz olay?
Güttü mü sürüsünü her çoban kolay?
Gelsin suyumuz
Gülsün soyumuz
Sevilsin huyumuz
Bende bir, sende bir
Günde bir, sonda bir
Rabb’im cümlenizin nasibini kılsın gür dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Basamak çıktım güzele
Dedim; Selam verelim ezele
Döne döne geldiysek güne
Soyalım nefsimizi gerçek yöne dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Bayrak özelliktir
Dost bilindi isen
Dostluğunu cümleye verdi isen
Almam derlerse
Ham meyve yerlerse
Boğazına takılır
Toprağına diken ekilir
Yollar açıktır bize
Bayrak açıktır her söze
Gönüller birliği kurar
Gölgeyi niyazımız siler dedi
HACI BAYRAM cümlenizi selamladı

Asmayı budayanlar
Beklesinler görsünler
Dostluk çağrı ile değil
Bilgi ile geliştirilir dedi
VEYSEL’im söze geldi:

Binbir Tevhit okuduk yollar açılsın diye
Binbir Salavat getirdik bayrağı diksin diye
Gölgesini sileceğiz
Resulünün adına selameti bulacağız dedi
VEYSEL’im selamladı

(Soru: BAYRAK nedir?)

Doğudan batıya her adımda
Birliğe verilen sancak dedi
Dostları niyaza çağırdı


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah