25 MART 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Geçtik taşlı yolları
Seçtik güzel kulları
Seçenden, seçilenden
Seçtireni görürüz
Aldık dostun elini
Hak yolunda yürürüz
Cümlenize selam olsun
Suyun gelişinden kul kendini bilsin

Asi atı bağladım
Ayağındaki yarayı dağladım
Çoban gelsin bekledim
Sır dediyse sakladım dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Her beden sorumludur
Aldığı emirlerden
Gölgesine eğilmesin
Bilgisinde dağılmasın
Her gördüğünde 'Mucize' deyip
Yapraktan yaprağa söz getirmesin
Yaratılmış her varolan
Rabb’imin mucizesidir
Dillendirirsen;
Kendine keramet sahibi ünvanı vermiş sayılırsın

Resulünün özünde sözünde her zerresinde
Peygamberlik Mührü mevcuttur
Kulluğu;
Kula kendini bulması
Kulluğunu bilmesi örneğidir
Hali ile birlenelim
Hatamızda zorlanalım
Günümüzde bilmediysek öğrenelim
Bağışlayan Rabb’imin adı ile
Her zerremizi birbirine dost edelim dedi
YUNUS’um selamladı

(Soru: RESULÜ’nün halini mi öğrenelim efendim?)

Öğrenmediysen Eyvallah
Öğrendiysen Hay Allah

BAYRAM’ın getirdiğini
HAMZA DOST’un kotardığını
Soframıza aş yaptık
Dostlarını baş yaptık
Gölgesinde kalanı
Güneşten alsın diye
Sohbetinde söz ettik dedi
HACI BAYRAM her öğün aldığını ömrünce verdi

Soğuktan geldi isem
Sıcağı bilemem
Güneşte kaldı isem
Gölgesinde gülemem
Geldik can dostumuza
Oturalım postumuza
Bağlı atı çözelim
Dost yolunu çizelim
Gelen giden okusun
Tezgahında dilediği bezi dokusun dedi
HACI BAYRAM selamladı

Seyrek gelse kelâma
Sözü verir selama
Ay battı güneş doğdu
Seherde olana sözünü verdi
ABDÜLKADİR özünden
Seyre geldi gözünden
Nasırı sildi dizinden

Dost sofrasıdır sohbetin varlığı
Silecek gönüllerdeki darlığı
Semaya açılan her eli Rabb’im görür
Sedirden gafleti sildirir
Seymen düzende yerini bilir
Gölgenin olduğu yerde bilene buldurur dedi
ABDÜLKADİR cümlenizi selamladı

(Soru: Sedir, Sadr mıdır?) Eyvallah

(Soru: ABDÜLKADİR GEYLANİ mi?)   

Konunun her konuğa açık olduğu bilinsin. Eyvallah

Yorgunluğa yer veren
Dinlenmeyi sözde bulur
Aynaya baksa kendinde olanı görür dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

GEYLANİ ile söyleştik
Sanmayın dertleştik
Derdi dünya günümüzde sildik
Her on ağaca adımızı yazdık yürüdük
Senin de benim de adımız yazılıdır
Sevgimiz kainatta dizilidir
Ağaçları say da bak
Nefisleri soy da bak
Günden güneşten aldım
Yaprak idim soldum
Dumandan uzak kaldım
Ağaçlar; dünyada bıraktığımız bilgilerdir
Sar ağacın gövdesini
Sor oduncunun yargısını
Okudu mu adımızı?
Okusaydı baltayı vurmazdı
Yerden göğe
Bitmeyen bilginin temeli yükselir dedi
BEHLÜL’üm selamladı

Temelde kalanlara
Duvardan gülenlere
Emeğin ne ölçüde? dedik de
Sorguda hata ettik
Aldığı ile kaldı ise
Kendinden kendine sorumludur dedi
Gönüllerde tahtı olan
Cümle ile bahtı gülen
EYYÜB’üm sözü aldı:

 



Geldiğimiz Yemen’den
Verdiğimiz zamandan
(Soru: ‘Zaman’ vakit mi, yoksa başka bir manası mı var?)
Gayrete verdik
Dost haline büründük
Yargıya düşeni
Allah’ım affetsin dedik
Zaman günün hükmüdür
Zamanın yöneticisi
Kainatın hakimidir
Öyle ise
Yargı O’ndan, sorgu O’ndan, sergi O’ndan

Dönmeyen dünyanın varlığına inandığımız gibi
Dönen dünyanın varlığını nasıl inkar ederiz?
Dönmeyen dünya nedir? denilir:
Görgünde dünyanın dönüşü var mıdır?
Amma bilginde her yaratılmışın döndüğünü kabullenirsin
Verdiğimiz bilgide bir noktayı koymaya muktedir değiliz
Yorumda Dost adına aldığınızı
Dost adına iletiniz
Sadece aldığınız yazıyı tanıtınız
Olayın gerçeğini alan yorsun
Kendinde olduğu kadar
Kendini bildiği ölçüde dedi
EYYÜB’üm cümlenizi selamladı

Ateş böceğine yaklaş dedim
Işığın ile bekleş dedim
Olmaz dedi
Benim ışığım bana gerekli
Soylu olsam
Kendi ışığıma dönsem dedim
Kendi ateşimle yansam bekledim
Yar elimden tuttu da
Beni akan sele attı da
Ne ateş böceğini yanıma kattı
Ne gönlümde olandan sorguyu sildi
Seller aldı götürdü
Yollar beni bitirdi
Uyandım baktım ki
Güneş yakmış tenimi
Gönülden bildim sonumu dedi
VEYSEL’im binbir öğütten
Binbir söğütten bağışlanan kafesini
Her nefeste Tevhit ile besledi, cümlenizi selamladı

(Soru: Söğütün anlamı nedir efendim?)
:
Suyun bolluğuna kollarını açmış
Kendinden kendine her sorundan geçmiş
Dost kapısından gelen her sözde
Hakk’ın emrini görmüş

Bildiğimiz konuları okuduysak
Aradığımız gerçektir
Nerden, nereye? denilirse
Her gönül bir ölçektir dedi
MERKEZ’im çevrenin sözünü cümleye bağladı

Yaktığın ateş su ile söner
Savurduğun duman yel ile döner
Kendini sakındığın her olayda
Dostunu da düşün dedi
MERKEZ’im selamladı

(Soru: ‘Temelde kalanlar’canlar mıdır?):

Kamıştan kestim
Nefese düştüm
Her nefeste
Verdiğine şaştım
Güzel verdin Allah’ım
Dost ile dostu gösterdin Allah’ım
Suya atsam nay batmaz
Su ona nefes katmaz
Nefesi benden alır
Benimle bütün olur
Su banadır Allah’ım
Nay benimle Allah’ım
Hay seninle Allah’ım
Gülmeyi bilmeyene
Gerçeği buldur Allah’ım dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü sazı bir nefeste anlattı, selamladı

Kumda ayak izi görürsen
Deme Nerdendir?
Kulda Hak sözü bulursan
Deme Kimdendir?
Her iz, her söz Rabb’imdendir
Kur’an ile beraberse
Ayvayı erdiren
Narın tanelerini bulduran
Kulunu Kur’an ile olduran
Elbet Rabb’imdir
Sözü söze kattıysa
Yolda gidene taşı attıysa
Bilgisini paylaşmam
Görgüsünde olanı bekleşmem
Ne dediği ne gördüğü
Özüne sözüne uymayandan
Uyanı bekleyelim
Bilenden alacağımızı
Gönlümüz ile bulacağımızı
Gerçeğin aynasına
Er geç bakacağımızı bilmenin
Umudunu taşıyalım


ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık


Lailahe illallah Muhammedür Resulullah