28 MART 1985


Sözlü Tebliğ:

Soru: Sözlü bir tebliğde; ‘Binbir Melek yöneldi, emanetler birbirine eklendi
Rabb’ini üflesin diye bekledi' cümlesi var.
Hz. ADEM’e verilen bu emanetler ‘Binbir zerre’ midir?

Binbir kapı.

Soru: ‘Binbir kapı’ nedir?
Her gün okuyorsun
Kullar, ADEM’in varisleri
(HZ. ADEM’e   verilen emanetlerin
diğer kullara da verildiği…)

Soru: Biraz daha açar mısınız?
Mesela bir veya birkaç kapının ne olduğunu söyleyin ki
bize ışık tutsun ve tefekkür ederek kendimizce yoruma varalım.
Selvi ağacı gölge verse
Gölgesinde kendi doruğunu görür
Çınar ağacı gölge verse
Gölgesi kadar insanı barındırır
İster gölgemizi görelim
İster koruyan
İster korunan olalım
İlk kapının EDEP
İkinci kapının ŞÜPHESİZLİK
UMUTSUZLUKTAN uzak
Üçüncü kapının SEVGİ olduğunu
AKIL MANTIK birbirini tamamlar
 
Soru: ‘Aşk geldi noksanlar tamam oldu.’ der MEVLANA Hazretleri.
Açıklar mısınız?
TEVAZU yedinci kapıdır
BARIŞ dokuzuncu kapı

Soru: ‘Barış’ kendi içimizdeki barış mı, herkesle olan barış mı?
Kendiyle barışmayan
Çevresine karışmayandır
Her kapı açıldıkça
Huzur seninle olur
Sevgi sende köklenir
Rahmeti ile beslenir
Çiçeklenir, yapraklanır
Aklın ve mantığın
Sendeki ağaç ile bütünlenir
Aşk odur

Soru: Bizdeki ağacı açıklar mısınız?
Bilgi bilgiyi atmaz
Seven bilgiyi satmaz
Sen aşık oldu isen
Akıl seni zorda tutmaz

Soru: Perdemiz aklımız mı oluyor?
Akıl senin olaydı
Bu alemde kalaydı
Kimini yel üfürür
Kimini sel götürürdü
Akıl O’nun verdiği
Aşkın O’na erdiğindir

Kat kat açılsa gökler
Her biri ayrı bilgi saklar
Giden geleni bekler
Bütün olayım
Güne dolayım diye
 




Soru: ‘Giden geleni bekler!’ cümlesini açıklar mısınız?
Giden’ kim?, Gelen’ kim?
Ruh, zerreleri bekler

Soru: Zerreler ruha mı ait, cana mı ait
ya da ikisi arasında başka bir şeye mi ait?
Hepsi bütüne ait

Soru: ‘Bütün ne?
Nur-u Muhammediye mi
yoksa Rabb’imiz mi?
O bilir seni beni
O bilir dünü günü
Sana verir geleni


Soru  : Zerreden ne anlamamız gerekiyor?

Döne döne geldiler
Bir meydanda buldular
Niyaz ile sundular
Adın ile daim kaldık
İznin ile seni bulduk
Can idik canan olduk
Hay diye diye birledik
Meydan bize mesnet oldu
Anılmayana kasvet verdi
Aklımız zoru dünyada yendi
Bilmece demedik
Bulmaca verdik
Her bir kapıda bir nefer(MELEK) gördük
Binbir soru sorarlar
(Kapıdaki MELEĞE)
Gördükleri ile duyduklarını yorarlar

Soru: Hatalı mı oluyor Efendim?
Sen kendi terazine koyarsın
Rabb’im kendi terazisi ile tartar
Dileyelim ikisi birbirini tutar

Soru: Son kapının Peygamberimiz olduğu bildirilmişti.
Binbir Kapı’ya Hz. MUHAMMED’in hakikati diyebilir miyiz?
Her kapının anahtarı ondadır
Onun ile gelen
Onun ile bilen
Onun ile seven her kulu sonda

Soru: Buradaki ‘o’ kim?
Resulü mü, Allah mı?
Resulü olmasa
Binbirinci kapıyı açamazsın
Kıyamdan geçemezsin

Soru: Onun bize kapıları açması, şefaati mi?
Yoksa şefaat kıyamette mi?
Onun sancağında toplanan
Şefaatine erenlerdir
Onun ağacında açan çiçekleri derleyenlerdir