|
MEVLÁNA'yım ben!
Gönül aldım doluya
Yolun verdim uluya
Gerçeğe kapı açtım
Güzel
günden yorum seçdim
Cümlenize selam olsun
Komşudan komşuya sular
taşınsın
Dağdan dağa seslendim
Güzel gelir dedim heveslendim
Özgür
idim kafeslendim dedi
YUNUS'um sözü aldı:
Her çiçeğin sözüne
Renkten sepet örülmüş
Hasret denen günde
Sevgili görülmüş
Doğruya eğriye çizgi çekilmiş
Al
güzel al elden elmayı
Bil güzel bil halde kalmayı
Gecede
gündüzde sessiz durmayı
Dermansız olandan dostu sormayı dedi
YUNUS'um elden ele
Güzelden dile
Emekten bilene
Yerden göğe
selamını iletti
Cümlenize selam olsun
Bağladığım her satır
Bilirse kulu hatır
Adımızı anacak
HACI BEKTAŞ diyecek
Gömlek giydim yakasız
Papuç giydim tokasız
Gezdim gördüm kainat
hatasız
Bekleme daha güzel gelir diye
Saklama olanı birin iki
olur diye
Rabb'im dilediğince verir
Dilerse birini beşe
çıkarır dedi
HACI BEKTAŞ selamladı
Dost kapısında dursak
Elindeki sopaya vursak
Adını değiştirene
sorsak
Gönlünden geçen kimdir?
Ömründe seçen nerde?
Dar
gelen kafese deyin
Düşmesin derde dedi
YAHYA sözü aldı:
Bir adımda ordayız
Bir sözüne burda
Allah diyen her kulu
Sanılmasın kahırda
Doğruya yer vermezse kulu
Durmayı bilmezse
seyri
Duvarı açarız, öteye geçeriz dedi
YAHYA selamladı
(Soru: Bulgaristan'daki Türkler'in durumu hakkında mı?)
Eyvallah
Koyduğumuz her satır
Mevcut bilginin sahifesindendir
Asla
mesnetsiz değildir
Doğuştan düzenin yapısına uyarız
Bilmediğimizi aklımızın kapısına sorarız dedi
KAYGUSUZ sözü
aldı:
Nerde duracağım?
Kapıya nasıl vuracağım? diye
Üç gün gece
gündüz düşünürsem
Bir o kaleye bir bu kaleye taşınırsam
Kendim
yorgun düşerim
Bir de bakarım ki
Her varlık düzenini bulmuş
Bende sadece kaygusu kalmış
Dağlar dostum olaydı
Postum yerde
kalaydı
Aşıma başıma kaygu almazdım
Sevgiden başka güzelle
dolmazdım dedi
KAYGUSUZ selamladı
İnce fistan giydim
Sıcağı sildim
Yağmur ile gelene güldüm
dedi
HAMZA DOST sözü aldı:
Bir bir yokladım her pazarı
Doğrudan geçirdim
Sonsuza sevgimi
taşırdım
Gemiye her adım atan ile
Sohbete katıldım
Derde deva
oldu dediler
Aldıkları bilgiye sofra kurdular
Aşık olan sözünü bilir
Bildiği ile kendini bulur
Bulduğuna
şahit
Çölün kumları olur dedi
HAMZA DOST selamladı
Atımı yedeğe aldım
Gideyim dedim
Ormana daldım
Her ağacın
türküsü kulağıma geldi
Gelmiş geçmiş cümle alemin sesi ağaçta
kaldı
Binbir telle bağlanmış
Demet demet birbirine eklenmiş
Gün
gelir verir diye saklanmış
Madem ki her varolan yok olmaz
Ses de
açıkta kalmaz dedi
HACI BAYRAM her ağacın kaydına selam verdi
|
Öğüt alan söğütte
Kahır bulan çınarda
Şarkı diyen çamda buluşur
(Soru: Bu ağaçlarda buluşulduğu- tefekkür edildiği- zaman,
açıkladığınız neticeler mi elde ediliyor?)
Eyvallah dedi
HACI BAYRAM selamladı
Dost gelsin dedik
EYYÜB'üm kapısında bekledik
Soğuktan
sıcaktan güzeli sakladık
Nur olsun soframıza gelsin
Dostluğu yüzümüze gülsün dedi
EYYÜB'üm her adımda
Birliğe cümlenizi çağırdı
Dostluğumuz sevgimiz
Cümlenize eşittir
Aldığımız verdiğimiz
Çeşit
çeşittir
Kimin elinde lale
Kimin elinde leylak
Kimi yere
eğilmiş
Menekşeye el sürmüş
Dostuyuz Hak diyenin
Postuyuz
Hak bilenin
Dostuyuz cümle kuluna gülenin dedi
EYYÜB'üm
Akdeve'ye
Hak adına selam verdi
Cümleniz adına
Yemen'e selam
iletti
Cümlenizi selamladı
Üzüm aldım çöpsüz
Kuş oldum sessiz
Desti aldım kulpsuz
Her
noksan bana mı?
Yoksa noksan bende mi? dedim, düşündüm
Diye
diye BEHLÜL'üm sözü aldı
Yüksek yerde gözü kaldı:
Çağırdım gelsene
Ömrünce gülsene
Dostlukta üzüm çöpüne
Destinin kulpuna bakma dediler
Yüksekte alçakta olana aklını
takma dediler
Umduğum güne geldim
Nerde o günler? dedim
Elimde olsaydı
Gücüm yetseydi
Hayıflandığım her günü silerdim
Sevgimi her yaratılmışa bölerdim
Doğruya eğildiğim gün
Eğriyi
sildiğim gün oldu dedi
BEHLÜL'üm selamladı
Doğruya geldiysem
Haktan gelene uyduğumdandır
Seven her sesi
duyduğumdandır dedi
MERYEM sözü aldı:
Köhne yollar götürmez diyene de ki;
Gönülden geleni
Akılda
olan bitirmez
Kuşlara sor da gör
Kayguya gelirler mi?
Çiçeklere sor da bil
Hatalı bulurlar mı?
Rabb'ime
yönelmişler
Nerde olursa olsun
Dostluğa güvenmişler
Kimden
gelirse gelsin dedi
MERYEM selamladı
VEFA ile sohbete
Binbir günde oturduk
Günleri geceleri
Bir
hamlede bitirdik
Soyunduğumuz gerçekte
Hak aşını kotardık dedi
LALELİ, VEFA ile sohbete geldi:
Bir nağmeye bağlı kalmadık
Aynayı aldıkta sözden bilmedik
Saz
ile sözün birliğine eğildik
Dostluk çorbasına kaşığı çaldık
Cümlesi gelsin
TELLİ ile YUŞA kalede kalsın
LOHUSA cümleye
Kevser Şarabı sunsun
RABİA elden ele dilenen nasibi versin
SARI
SALTUK elinde belinde kuşağını bulsun
Dilenen her derde ALİ şifa
versin
Öğütte söğütte buluşanlar bilsin
Birliğe örnek
ormandır desin
Söz ile öz ile bağladık
Cümlemiz gelecek niyazı bekledik
Her
dileyene iletelim dedi
NİYAZİ MISRİ cümle ile söze katıldı;
Cümleniz bir olunuz niyaz ediniz
Günlerin en güzeline talip
olunuz
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|