26 OCAK 1985


MEVLÁNA'yım ben!
 

Gölgeleri silmeden
Güzelleri bilmeden
Aldığını bilemezsin
Sevdiğini övemezsin
Cümlenize selam olsun
Seferden sehere niyaza gelsin

Adım attım düzene
Gönül verdim yazana
Güzel dedim gezene
Elden ele verdiğiniz
Her niyazda sorduğunuz
Yapıya taş olmak mı?
Akılda baş olmak mı?
Akılda düzen vardır, düzende yapı
Dilersek güzeli, açarız kapı

Cümle ile paylaştığımız
Gönülden haylaştığımız
Gönülden dumanı atar
Sevgi ile dilenen eli tutar
Aldığımı verdiğimi birbirine katar
Gelelim sofranıza açalım sohbeti dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Balığın boynuna ip bağlasam
Ele alıp yola çıksam
Balık yaşamaz, yolu aşamaz
Atın başını bağlasam
Dilenen yolda yürüsem
Kimse bana şaşmaz
Bil düzende atın itin yerini
Bil düzende otun bitin yerini
Bil düzende güzel çirkin verimini
Ne dilersem Hak yolunu bulayım? dediysen;
Her yaratılmışı yerinde koy, gezsin
Sevgisini dilediğince paylaşsın dedi
YUNUS’um selamladı

Havuz gördüm doldurayım
Taş buldum kaldırayım
Ben güzelde çirkinde
Gönüldeki gerçeği buldurayım dedi
PİR SULTAN ABDAL sözü aldı
Aldı da doldurduğu havuza daldı
Bir öğünde bir yolcu ile kaldı
Sohbetin güzelini öylece gördü
Kendinden kendine sordu:

Havuza girdim doldu mu?
Dilediğin balığı aldın mı?
Akan suya saldın mı?
Öyle ise, havuz yapıma yeterli değil
Hak bilgisi ne gölde ne çölde biterli değil
Deryaya dalacağım
Dilediğim balığı alacağım
Rabb’ime niyaz ettim
Halimi Resulüne uyduracağım dedi
PİR SULTAN ABDAL;
Yollar açılsa, açık yoldan geçilse diyene selamını iletti
Karşımızda olana

Oturduğum post benim
Uyardığım dost senin Allah’ım dedim
Kendi kendime hizmetimi peyledim
Olmaz diyeni payladım
Hay sevgili hay
Senden seni dilerim
Huy ile gideni Sana emanet ederim
Düşmeyi dilemem, düşürmeyi asla
Taşmayı sevmem, taşırmayı asla dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Tepsi aldım sofraya
Gelsin yesin, lokmama ortak olsun dedim de
Her lokmamı paylaştım
Senin benim sözüme
Gönülden gelen sevgi ile dertleştim dedi
RABİA sözü aldı:

Sayfaları her açtığında
Satırlara hep baktığında
Kitabının verdiğini gönlüne her kattığında
Senin ile olurum dediğin her gününde
Güzelleri paylaşırız
Gölgeleri sevgi ile uzaklaştırırız
Açan güllerin rengine
Soylu olan ahengine
Dost adına yaklaşırız

 



Adıma uymayanı sil at gönlünden
Dumandan uzak kal ki
Aldığın güzelin rengini göresin
Bulduğun gerçeğin zevkini seresin
Günün yorumuna kaygusuz giresin
Gün öyle güzel ki geceyi silecek
Gün öyle güzel ki gecede en büyük yıldızı gösterecek
Uymayan olumsuz sesi susturacak dedi
RABİA selamladı

Altın anahtarı elime alsam
Dilediğim kapının önünde dursam
Gelene gidene yolumu sorsam
MERYEM kimden aradı?
Nereden sordu? derler
Elma alır armut yerler
Sevgim ile sardığım
Ömrümde hep serdiğim güzeli
Dileyene vereyim diye
Altın anahtarı elime aldım
Dilenmeyen her hali
Yüce dağlara saldım
Gel dost olalım dedim de
Gelene gidene elimi verdim

Yapraklar her yeşilden oluşur
Toprakta hep yeşil buluşur
Çevrene bakarsan
Renkler her birine karışır
Her renk güzeldir, desteye almazsan
Niyazımız dileğince olsun
Dilenen adımda dost seni bulsun
Soğuktan sıcaktan ayak uzak kalsın dedi
MERYEM selamladı

Sürüyü güdeceğim
Sefere gideceğim
Altın sahanı aldım
Gümüşü satacağım dedi
BEHLÜL’üm sözü aldı:

Okuduğun her satıra noktayı koyma; aldığını verdiğini say
Senden gelmeyeni duyma, gönlünü soy
Güzel gelene selam ilet, çirkin dediğine uyma dedi
BEHLÜL’üm yanımda olanı selamladı

Destilere su koydum
Gelen çobana uydum
Hak sözü ede ede
Hak yolu gide gide bilinir
Beklenen günde şahı gelse denilir
Hak sözünü dileyen söyler
Hak yolunu bilen gider
Ne şah ne çoban ayrı sürü güder dedi
HACI BAYRAM söze geldi:

Beklersen avı, haklarsın tavı
Ne azı ne de çoğu, nasibin kadardır çağı
Gelse görelim diyene de ki;
Gelen giden gönüldedir
İlimde bilimdedir
Dost bilenin halindedir dedi
HACI BAYRAM selamladı

Yerden göğe söyleşiriz
Gönüldekini paylaşırız
Sevgimizde cümle alem
Dost kapısında bekleşiriz


ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah.

(Resim verilir)
PİR SULTAN ABDAL ile hemşireler hemşiresi